(2942 S. K. m. 11) (7201 S. K. m. 32)
Dava: Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen Ziraat Bankası Bursa Şubesi Müdürlüğü'nün 9.4.1994 gün ve 2767-364 sayılı yazısına göre bedel arttırım davasına konu olan kamulaştırma ile ilgili olup bankaya yatırılan ihtilafsız bedel, davalılardan İbrahim'e 1.6.1987; Hasan'a 12.10.1987 tarihinde ödenmiş bulunmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca, tutanaktaki eksiklik nedeniyle usulsüz olduğu saptanmış bulunan tebligat ise her iki davacıya 5.5.1987 tarihinde yapılmıştır. Bu tebligatın Hukuk Genel Kurulu kararı karşısında usulsüz olduğunun kabulü doğru ise de; Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca tebligat usulüne aykırı olarak yapılmış olsa bile muhatabının tebliğe muttali olmuş olması halinde muteber sayılır. Her iki davacı tebligatı olmaları üzerine, aradan geçen kısa süre içerisinde tebligatta kendilerine bildirildiği zere bankadaki ihtilafsız bedeli yukarıda söz edilen tarihlerde bankadan çekmişlerdir. Maddenin 2. fıkrası bu gibi hallerde her ne kadar muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olacağını hükme bağlamış ise de yukarıda açıklandığı gibi davacıların muttali odukları tarihler (bankadaki parayı çektiklerine göre) 1.6.1987 ve 12.10.1987'dir. Aradan beş yıl geçtikten sonra davacıları tebliğe yeni muttali oduklarını beyan etmiş olmaları yukarıda sözü edilen olgu karşısında iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Hakim her davada iyi niyetin mevcut olup olmadığını resen araştırmak durumunda olup bu suretle her davada mevcut olması gereken iyi niyet ilkesinin ihlal edilmiş oluğu aşikar olan hallerde bu hususu dikkate almak durumundadır. Tebligata muttali olduklarını, resmi bir işlem olan ve kendilerine yarar sağayan, kamulaştırma bedelini çekmek işlemiyle belgeleyen davacılar, bu tarihten çok sonra olan dava tarihinde, tebligata yeni muttali oduklarını ileri süremezler. Böyle bir davranış, hakkın suistimali olup yasalar karşısında himaye görmez.
Bu nedenle; davacılar İbrahim ve Hasan'ın açtıkları davaların, sözü edilen Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi ve Meden iKanunun 2. maddesi hükümleri karşısında, Kamulaştırma Kanunu'nun 14. maddesinde sözü edilen sükutu hak süresi içerisinde açılmamış olduğunun kabulü ile buna göre hüküm tesii gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, diğer davacı minire ile ilgili olarak geri çevirme kararına rğmen, ihtilafsız bedelin bankadan çekilmiş olup olmadığı bildirilmemiş, olduğu dikkate alınarak yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda bu konuda gerekli araştırma yapılmadan, bu dvacının da davasının süresinde olduğunun kabulü usul ve yasaya aykırıdır
Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükün HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 9.5.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy