(634 S. K. m. 10, 12)
Dava: Dava dilekçesinde ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrasının yollamada bulunduğu 12. madde ile şartları varsa 2981 Sayılı Kanunun 16 ve 8. maddesi hükümlerine göre kat mülkiyeti tesis edilen ana gayrimenkulün tasdikli bir mimari projesinin de ibrazı gerekli olup, yapının eski olması ve imar durumunun aranmaması keyfiyeti projenin ve yapı kullanma belgesinin istenmeyeceği anlamına gelmez. O nedenle dosyaya ibraz edilen projenin yapıya ve imara uygunluğunun belediyeye tasdik ettirilmesi ve buna göre alınacak yapı kullanma belgesinin sağlanması gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
2- Kat Mülkiyeti esas itibariyle arsa payına dayanan bir mülkiyet olduğu cihetle, bağımsız bölümler olarak tanımlanan zemin ve birinci katlara, değerleriyle orantılı olarak arsa payının verilmemesi ve bunların 12. maddenin c bendinde açıklandığı üzere nitelik ve kullanılış tarzlarını gösterir listenin bulunmamış olması doğru görülmemiştir.
3- Dosyadaki bilgilere göre, ana gayri menkul taraflar arasında 1987 yılında taksim edilmiş olup, Davacı F. V. Tuna zemin katı, davalı N. Onur birinci katı kullanmaktadırlar. Yargıtay'da yerleşmiş uygulamalara göre Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrası hükmüne dayanılarak ortak gayrimenkulün mülkiyetinin, kat mülkiyetine çevrilmesi suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verilen hallerde, paydaşlara tahsis edilen bölümlerin öteden beri kendileri tarafından kullanılıyor olması ve fiilen bu paydaşlar tarafından işgal ediliyor olması durumunda, paydaşların birbirine bağımsız bölümlerin değerleri arasındaki farklılıklardan ötürü ivaz ödemelerine gerek bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece bağımsız bölümlerin değerleri arasındaki farklılıklar dikkate alınarak ivaza hükmedilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy