(634 S. K. m. 34, 35)
Dava: Dava dilekçesinde tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, 13.9.1990 tarihinde yönetici tarafından işe alınan Hüseyin Akça'nın Sosyal Sigortalar Kurumuna verilmesi gereken işe giriş bildirgesinin verilmemesi, primlerin ödenmemesi ve bu sebeple bunlara ilişkin bildirim ve primlerin cezalı olarak ödenmesi, ayrıca 1.11.1992 tarihinde işe alınan H. A.'nın da aynı şekilde giriş bildirgesinin yanlış verilmesi, aylık bildirgelerin verilmemesi ve primlerin ödenmemesi sebebiyle daha sonra kat maliklerince ödenmek durumunda kalınan prim ve cezalarının 13.9.1990-13.11.1991 ve 18.9.1992- 8.10.1993 tarihleri arasında yöneticilik yapan davalıdan tahsiline ilişkindir.
Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre yönetici, Yasa ile kendisine verilen görevlerin ifasında kat maliklerine karşı bir vekil gibi sorumlu olup, yönetici olarak üstlendiği görevlerini kasten veya ihmal sonucu yerine getirmemiş olması nedeniyle kat maliklerinin uğradığı zararı da bu genel ilke çerçevesinde karşılamak durumundadır.
Ancak, davalı yöneticinin bu sorumluluğu, ödenen cezalarla (gecikme zamanı) sınırlı olup, asıl primler kat maliklerince ödenmek durumunda olduğundan bunlardan da sorumlu tutulamaz. Ayrıca yöneticinin sorumluluğu görevde bulunduğu süre ile sınırlı olup, görevinin sona erdiği tarihten sonra (13.11.1991 ve 8.10.1993) yeni gelen yönetici de verilmemiş işyeri bildirimlerini aylık bildirgeleri ve ödenmemiş primleri bu sıfatla vermek ve ödemek durumda olduğundan davalı kendi görevinin bittiği tarihlerden sonraki cezalardan ve gecikme zamlarından şahsen sorumlu tutulamaz.
Yukarıda sözü edilen ilkeler ile sorumluluk kapsamı gözönünde bulundurularak davalının sebebiyet verdiği zarar miktarının saptanarak buna göre hüküm kurulması gerekirken, davalının hem sorumluluk sınırlarını hem zararı hemde kapsamı (prim) itibariyle aşan meblağlara hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy