(634 S. K. m. 35) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Dava dilekçesinde tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Davalı 14.10.1992- 29.11.1994 tarihleri arasında yöneticilik yapmış ve bilirkişi raporuna göre ödenmeyen primler Eylül 1992- Mart 1993 tarihleri arasındaki süreye ait olduğu bunların ancak 12.9.1995 tarihinde ödendiği, bu sebeple davalının, sözü edilen primlerin gecikme tazminatından sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de, yöneticilik görevi 29.11.1994 tarihinde bittiğine göre,
yeni yönetici bu tarihten itibaren bu primleri ve zamları ödeyebilecek durumda olup, davalının 29.11.1994 ile 12.9.1995 tarihleri arasındaki tüm primlerin gecikme tazminatından sorumlu tutulması doğru değildir.
2-Davalı yönetici sıfatıyla kapıcı sözleşmesi yapmak ve kapıcı işine son verip yeni kapıcı almak yetkisine haiz ise bu yetkisini kullanırken, özellikle yetkiyi kötüye kullandığı yada kendi haksız eylemi ile yada kasten kat maliklerini zarara soktuğu kanıtlanmadıkça bunların mali sonuçlarından şahsen sorumlu tutulamaz.
Üçüncü İş Mahkemesinin 17.11.1994 tarihli ilamı ile hüküm altına alınan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, hafta ve genel tatil yevmiyeleri, kapıcının yasal olarak hakettiği alacak ve tazminat kalemleri olup, bunlardan yalnız yönetici değil, tüm kat malikleri arsa payları oranında sorumludurlar. Yukarıda açıklandığı gibi davalının yasal vekalet görevini kötüye kullandığı veya ihmali ile zarara sebebiyet verdiği kanıtlanmadıkça bu konularda şahsen sorumlu tutulamaz. Mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de;
Reddedilen miktar üzerinden kendini avukatla temsil eden davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi de doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy