(743 S. K. m. 274) (1587 S. K. m. 4) (2802 S. K. m. 46)
Dava: Dava dilekçesinde oğlu B.'ın doğum yerinin düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davayı baba adına vasi açmıştır.
Medeni Kanunun 274. maddesi hükmüne göre mahcur babanın velayeti nez olunmadıkça velayetten doğan hakları devam eder. Bu durumda vasinin baba adına dava açma hakkı söz konusu olamaz. Kaldı ki vasi, şahısla sıkı sıkıya bağlı bulunan hakları vesayet altındaki kişi adına re'sen kullanamaz. Hacir altına alınmış olan velinin Medeni Kanunun 274. maddesi uyarınca velayetinin nez'i söz konusu ise de, bu konuda henüz verilmiş mahkeme kararı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu takdirde velayet altındaki küçüğe vasi tayini gerekecektir.
Davaya konu B.'ın Nüfus Kanunu hükümlerine göre doğum yerinin düzeltilmesi gerektiği takdirde, baba velayet görevini yerine getiremeyecek durumda ise, mahkemece böyle bir davanın, çocuğa tayin edilecek vasi veya sırf bu davayı açmak üzere tayin edilebilecek kayyım tarafından açılması mümkündür.
Bu durumda mahkemece babanın vasinin açtığı davaya bakılarak esas hakkında hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece küçük B.'a bir vasi tayin edilmiş olup olmadığı araştırılmalı, edilmemiş ise bu dava itibariyle bir kayyım atanması için keyfiyetin ilgili mercie bildirilmek üzere mehil verilerek davaya yasal temsilci huzuru ile devam edilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Ayrıca söz konusu ise, davada görev alan Hakim ve Cumhuriyet Savcısı bakımından 2802 Sayılı Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrası da gözetilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy