(743 S. K. m. 377) (634 S. K. m. 32)
Dava: Dava dilekçesinde genel kurul kararının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm kat maliklerinden B. Tupa ve E. Demirtaş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Davacı sulh mahkemesine verdiği 06.03.1996 tarihli dilekçesiyle Eğitimci S. Tüyene sitesi yöneticisi olduğunu, sitenin birçok parselden meydana geldiğini, sitenin yönetiminde belirsizlikler bulunduğunu, bu konularda yapılan çağrı üzerine toplanan site kurulunun aldığı kararın iptali için kayyum tayin edilmesi isteğini bildirmiş, mahkemece, hangi hukuki kurala dayandığı anlaşılamayan biçimde davacının kat malikleri kurulu kararının iptali için dava açmak üzere siteye kayyum olarak atanması kararı verilmiştir.
Davacı, bu karara dayanarak 14.03.1996 tarihli dava dilekçesiyle 17.03.1996 tarihinde yapılacak genel kurulun geçerli olmadığını, henüz verilmemiş, alınacak kararın iptalini istemiş, ancak yargılama sırasında 10.09.1995 tarihli kat malikleri kurulu kararının iptalini istediğini açıklamış, mahkemece, davanın kabulü ile 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 2 ve 34. maddesi gereğince 17.09.1995 tarihli malikler genel kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Dava hasımsız olarak açılmıştır. Ancak aynı sitede malik olduklarını bildiren B. Tupa ve E. Demirtaş vekili Av. M. Erçeltik, bu kararın kendilerini ilgilendirdiğini ileri sürerek mahkeme kararını temyiz etmiş ve bozulmasını istemişlerdir.
Kat mülkiyeti, özel kanunla düzenlenen bağımsız bölüm mülkiyetini konu etmekle beraber kendisi ortak mülkiyet ilkelerini içeren bir mülkiyet biçimi olup, bunu düzenleyen 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu özellikle yönetimle ilgili kamu düzeniyle yakından ilişkisi olan hükümlere yer vermiştir. Kararı temyiz eden kişiler yukarıda özetlenen davaya taraf olmamakla beraber, bu davanın açılmasında amil olan kayyum tayini istemi ile başlayan süreç dikkate alındığında verilen kararın, kamu düzeni ile ilgili olduğu belirtilen yukarıdaki hususlarda karmaşaya ve telafisi mümkün olmayan sonuçların doğmasına sebep olacak nitelikte bulunduğundan, sitede kat malikleri olduğu anlaşılan kişilerin hukuki yararlarının bulunduğu da gözetilerek temyiz istemi kabul edilmiş, bütün kağıtlar okunup incelenmiştir.
1- Türk Medeni Kanununun 377. maddesi kişilerin hak ve ödevlerine yönelik olmayan, malların idaresi ile ilgili kayyumun hangi hallerde atanacağını belirtmiştir.
Bu hallerden hiçbiri somut olayda mevcut olmadığı halde böyle bir kayyum atanması usul ve yasaya aykırıdır.
2- İncelenen mahkeme kararında bazı hükümlerine dayanılan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa ve bu konudaki yerleşmiş uygulamaya göre, kat mülkiyeti kurulmuş bir ana gayrimenkulde, kat malikleri kurulunun verdiği kararın iptali, ancak bir kat maliki tarafından ve karara iştirak eden tüm kat malikleri hasım gösterilerek istenebilir. Bu nedenle site tabir edilen ve değişik kişilere ait birçok bağımsız bölümden oluştuğu anlaşılan ana gayrimenkule bir kayyum atanması söz konusu olmadığı gibi, böyle bir göreve her nasılsa atanmış olan kayyumun hasımsız olarak açtığı bir davada maliklerin oluşturduğu anlaşılan ve tümünü ilgilendiren bir kurul kararının iptaline de karar verilemez.
Bu hususlar dikkate alınarak sıfatı olmayan davacının hasımsız olarak açtığı bu davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sitede kat maliki bulunan kişilerin haklarını dikkate almayan biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy