(2942 S. K. m. 11, 14)
Dava dilekçesinde davacı idarenin davalıya borçlu bulunmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar adına gelen olmadı. Evrak üzerinde inceleme yapılarak tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davacı, 282 parselin kamulaştırılması sebebiyle bir bedel arttırımı davası açmamış ise de, Yargıtay'ca da onanan mahkemenin 21.12.1993 gün ve 1992/744- 1993/938 sayılı kararında yasaya uygun biçimde davalının intifa haklarına sahip olduğu paya tekabül eden arttırılmış bedelin bankaya yatırılmasına karar verilmiştir.
Kamulaştırma ile birlikte intifa hakkı, taşınmazdan bankaya yatırılan bedele intikal etmiştir. Bu durumda davacı kesinleşen hüküm gereği intifa hakkına tekabül eden bedel bankaya yatırılmış ve bu suretle karar gereği yerine getirilmiş ise, bu meblağa fiilen tahakkuk eden faize müstehak olacaktır. Diğer taraftan para bankaya idarece yatırılmamış ise davacı, bu paranın yasal faizini davalıdan isteyebilir.
İntifa hakkı sahibi bedel arttırım davası açmamış ve bu suretle bedelin intifaına (faizine) hükmedilmemiş ve yatırılan bedelle ilgili olarak davalı idare veya paranın yatırıldığı banka nezdinde paranın nemalandırılması ile ilgili bir talebi bulunmamış olduğuna göre dava dilekçesinde belirtildiği gibi nitelendirilmiş (belli süre ile vadeli) faiz isteyemez ise de, yukarıda açıklandığı gibi paranın bankaya yatırılmış olması halinde fiilen tahakkuk etmiş faizi, bankaya yatırılmamış ise, tahakkuk ettirilecek yasal faizi isteyebilir. Bu nedenle tahkikat ikmal edilip belirtilen bu esaslar dairesinde davacının borç miktarı saptanarak hüküm kurulması gerekirken davacının borcu bulunmadığının tespitine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkeme kararında sözü edilen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi kararlarında, intifa hakkı sahibi kişilerin bankaya yatırılan paranın faizinden yararlanmayacaklarına dair bir husus mevcut olmayıp, görülen bedel arttırımı davasında davacı olmadıkları için o davada lehlerine hüküm kurulamayacağına ilişkindir. Oysa bu davada, davalının intifa hakkı sebebiyle bankaya mahkeme kararı gereğince yatırılması gereken paranın intifaını oluşturan faizini istemesi söz konusudur.
Nitekim Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin Yargıtay Kararlar Dergisinin Ekim 1997 sayısında yayınlanan 1997/6124-7750 sayılı kararında da bu ilke kabul edilmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy