(3194 S. K. m. 34)
Dava: Dava dilekçesinde müdahalenin men'i ile eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı A. Ü. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm maliki, ana gayri menkulün yol olan sınırında mevcut bahçe duvarının mimari projede yer almamış olmasına rağmen inşa edildiğini, bu duvarın otopark ve çocuk bahçesinin kullanımını engellediğini ve ayrıca İmar Kanununun 34. maddesine aykırı olduğunu belirterek yıkılmasını istemiştir.
Davalı kat malikleri, duvarın ana gayri menkulün çevresini güvenlik altına aldığını, ana yapının yapımından itibaren mevcut olduğunu, davalının daha önce uzun yıllar duvara karşı çıkmadığını, duvarın 1984 yılında yapılması sırasında davacının da duvarın yapılmasına ortak yer olması sebebiyle katkıda bulunduğunu savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinden, duvarın mimari projede yer alıp almadığı kesin olarak anlaşılamamaktadır. Ayrıca davacının bizzat katıldığı 8.1.1995 tarihli kat malikleri kurulunda, mevcut duvarın üzerine demir parmaklık yapılması için alınan karara da katıldığı görülmektedir.
İmar Kanununun 34. maddesinin 4. fıkrası hükmüne dayanılarak duvarın yıkılması ise, o fıkrada yazılı koşulların gerçekleşmiş olmasına bağlı olup, yıkılması imar mevzuatını uygulamakla görevli bulunan belediye ilgili biriminin görevi dahilindedir.
Davacı ile davalı diğer kat malikleri arasında ortak yerlere müdahale sebebiyle uyuşmazlıkların mevcut olduğu dosya içeriğinden anlaşılmakta olup, davacı, bu duvarın inşasına ve üzerine sözü edilen 8.1.1995 tarihli kararla demir parmaklık yapılmasına muvafakat etmiştir. Tüm ana gayri menkulün güvenliği bakımından yapı kooperatifinin aldığı kararla yapılmış ve bedeli kooperatif üyelerince karşılanmış davacıyı ızrar yada ortak yerin ferdi kullanım amacına yönelik olmayan bu duvarın bu defa yıkılmasını istemesinin,
Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında da değerlendirilmesini gerektirir.
Mahkemece dosya içerisindeki mimari projede uygulanmak ve yukarıda sözü edilen savunmalar ile yapıyı inşa ettiği anlaşılan yapı kooperatifi ve kat malikleri kurulu kararları da incelenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, uygulanması, Belediye İmar Müdürlüğünün görevi kapsamında bulunan İmar Kanununun 34. maddesinin 4. fıkrasına göre davanın
kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yapıyla birlikte, ortak amaç olan güvenlik için, kooperatif ortaklarının ve kat maliklerinin kararları uyarınca inşa edilmiş bahçe
duvarı, yapılacak araştırma ile davacının bağımsız bölümünden yararlanmasına engel olmadıkça, yıkılmasına karar verilemez. Duvarın davacının bağımsız bölümünden yararlanmasına, yasal faaliyetinin icrasına engel olduğu tespit edildiğinde ise, ancak bu sakıncayı bertaraf edecek ölçüde ve şekilde tadilata hükmedilebilir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy