(2942 S. K. m. 10, 11, 30)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, taşınmaz maliki hazine, davalı, taşınmazı devralmak isteyen Vakıflar Genel Müdürlüğünce kendisine tebliğ edilen devir bedelini az bularak, bu bedelin arttırılmasını Kamulaştırma Kanununun 30. maddesinin son fıkrası hükmü kapsamında istemiştir.
Kamulaştırma Kanununun 30. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre tarafların taşınmazın devrinde değil de, bedelinde anlaşamamaları halinde alıcı idarenin öncelikle taşınmazın kıymetini yasanın onuncu maddesinde yazılı komisyona takdir ettirmesi, takdir edilen kıymeti taşınmaz maliki idareye bildirmesi ve bu bildirim üzerine taşınmazın maliki olan idarece bedel arttırım davası açılması öngörülmüş ise de, yasada öngörülen bu prosedürde takdim - tehir yapılması ve kıymet takdir edecek komisyonun davalı idarece Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine göre oluşturulmamış olması, mal sahibi idarenin kendisine bildirilen devir bedeline süresinde itiraz etme ve dava açma hakkını bertaraf etmez.
Gerçek bedel, mahkemece Kamulaştırma Kanununun öngördüğü şekil ve usuller içerisinde belirleneceği ve taşınmazın davalı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrinde bir uyuşmazlık bulunmadığı dikkate alındığında idari işlemlerdeki eksiklik veya usulsüzlük davacı hazinenin bedel arttırım davasının reddini gerektirmez. Aksinin kabulü taşınmazın devrine muvafakat etmiş bulunan Hazinenin alıcı idarenin tespit ettiği cüzi bir bedelle yetinmesi ve yasa ile kendisine verilen dava hakkının elinden alınması anlamındadır. Taşınmazı devralan davalı idarenin kendi yasal yükümlülüğünü yerine getirmemesi, (taşınmaz bedelini usulüne uygun tespit ettirmemesi) onun bu hatasından yarar sağlaması sonucunu doğuracaktır ki buna hukuken cevaz verilemez.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 19.2.1998 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mülkiyet hakkını güvence altına almayı amaçlayan Kamulaştırma Yasasının gerek esasa, gerek usule ilişkin kuralları emredici nitelikte olup, idarenin bu kurallardan herhangi birini savsaklama yetkisi yoktur.
Kamulaştırma Yasasının, bir idareye ait taşınmaz malın diğer idareye devrini öngören 30. maddesi, kamu kurum ve tüzel kişileri arasındaki bu tür işlemlerin nasıl yapılacağını ayrıntılarıyla kurala bağlamış; kamulaştırmada kişilerin rızası aranmazken mal sahibi idarenin muvafakatini aramak, muvafakat bulunmaması halinde Danıştay İdari Dairesine başvurma külfetini devir almak isteyen idareye yüklemek, fiyatta anlaşılmaması durumunda Kamulaştırma Yasasının kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin genel hükümlerin uygulanacağını öngörmek suretiyle, bir bakıma mal sahibi idareye kişilere sağlananın ötesinde bir güvence sağlamıştır.
Somut olayda, taşınmazı devralmak isteyen Vakıflar Genel Müdürlüğü, köy muhtarı aza ve emlak sahibinden oluşan yasal bir yetkisi olmayan bir kurula değer biçtirmiş belirlenen değeri bankaya bloke edip Maliye Bakanlığından malın devrini istemiş, anılan Bakanlık ise bu eksik işlem üzerine bedel arttırım davası açılması için talimat vermiştir. Oysa, Kamulaştırma Yasasının 30. maddesinin üçüncü fıkrası tarafların bedelde anlaşamamaları halinde, devire anlaşma tarihinden veya Danıştay kararının tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde 10. maddede yazılı kıymet takdir komisyonuna değer takdir ettireceğini, tarafların bu komisyon raporuna otuz gün içinde itiraz ettikleri takdirde bedel arttırım yada indirim davasının Asliye Hukuk Mahkemesince karara bağlanacağını öngörmektedir.
Davalı idare, oluşumu görevleri ve değerlendirme esasları Kamulaştırma Yasasının 10 ve sonraki maddelerinde belirtilen kıymet takdiri komisyonuna değer belirtmek yerine, hiçbir yasal yetkisi olmayan üç kişilik bir kurula basit bir rapor hazırlatmış ve bu rapora istinaden taşınmazı devralma girişiminde bulunmuştur. Yasanın 30. maddesi 10. maddeye yollama yaptığına göre, bu madde uyarınca bedel takdiri komisyonu oluşturulup müteakip maddelere göre bedel takdiri yapmaksızın kişilerin taşınmazlarını kamulaştırmak ne ölçüde yasaya aykırıysa, idareler arası mal devrinde de takdir komisyonunca değerlendirme yaptırılıp taraflara, bedel arttırım yada indirim davası açmak konusunda esas alacakları komisyon raporunu sunmadan bedel arttırım davası açılması da aynı ölçüde yasaya aykırıdır.
Sonuç olarak, bedel arttırım davasının ancak 30. maddenin öngördüğü koşulların tamamlanmasından sonra açılabileceği, bu nedenle mahkeme kararının onaylanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy