(634 S. K. m. 4) (2981 S. K. m. 16)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yere müdahalenin men'i; birleştirilen davada arsa paylarının düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü, birleşen davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı ve birleşen davada davacı G. Ergün vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı S.'in dava konusu tadilata muvafakat etmediği, diğer davacı Bilge Çelebi'nin ise yapılan çatı katında hiç bir hakkım yoktur şeklindeki beyanının çatıda projeye aykırı olarak mesken niteliğinde kullanılmak üzere bir bağımsız bölüme muvafakat anlamına gelmeyeceği cihetle, davalının, davacıların muvafakati olduğuna dair savunması yerinde olmadığı gibi, projeye aykırı olarak inşa edilen bölümün adına tesciline ilişkin davanın 2981 Sayılı Kanunun 3290 Sayılı Kanunla değişik 16. maddesine eklenen fıkra dahi dikkate alındığında, gerek nitelik gerek süre açısından koşulları içermediğinden bu ve sair yönlerden verilen hükümde isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Dava dilekçesinde davacılar projeye aykırı olarak çatıda yapılan bağımsız bölümün mesken olarak kullanımına son verilmek suretiyle davalının müdahalesinin men'ini ve ayrıca bu bağımsız bölümün tüm kat maliklerinin ortak yeri olmasını dava etmişlerdir. Projeye uygun eski hale getirme ve yıkım istenmediğine göre mesken olarak kullanımına son verilerek bu yönden müdahalenin men'ine karar verilmesi doğru olup, bununla yetinilmesi gerekirken, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine uygun olmayan biçimde (projede ve tapuda yer almadığı için) tecavüz ve müdahale sonucu meydana gelen mekanı ortak yer niteliğinde izafesiyle bu yerin tüm kat maliklerinin ortak kullanımına açılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Meskun yerin tüm kat maliklerince fiili kullanımı, yıkım ve eski hale getirme istenmedikçe, tüm kat maliklerinin kendi aralarında ittifak etmeleriyle ancak gerçekleşebilir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy