(2942 S. K. m. 17) (743 S. K. m. 633, 933)
Dava: Dava dilekçesinde Kamulaştırma Kanununun 17. maddesine göre tescil istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Daha sonra 24 parsel olarak numaralandırılan dava konusu taşınmazın 2607 m2'lik bölümü 16.8.1965 tarihinde kamulaştırılmış, buna ilişkin tebligat o zamanki tek malik olan A. Tapunç'a 26.3.1973 tarihinde bizzat yapılmıştır. Bundan sonra 14.4.1973 tarihinde A. Tapunç tarafından açılan bedel artırımı davası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/317 esası üzerinden görülerek 2.7.1994 tarih 1974/221 sayılı kararla sonuçlandırılmış, dosyaya getirtilen belgelere göre davacı artırılan bedeli de kesinleşen karar üzerinden tahsil etmiştir.
Davacı idare bu kamulaştırma ile ilgili olarak sonradan 6 parsel numarasını alan bu taşınmazın 2607 m2'lik bölümünün bedeli kesinleştiği gerekçesi ile 29.11.1974 tarihli dilekçe ile tescilini istemiş, bu konuda Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi gereğince 5.2.1975 tarihinde tescil kararı verilmiş, ancak bu karar tebliğe çıkarılmamış, zamanaşımına uğramış ve infaz da edilmemiştir.
Davacı idare yeni malikler hakkında 14.1.1994 tarihinde açtığı bu dava ile taşınmazda kamulaştırdığı bölümün 17. maddeye göre yeniden tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yukarda açıklanan safahat dikkate alındığında kamulaştırma kararı her yönüyle kesinleşmiş ve Medeni Kanunun 633. maddesi hükmü uyarınca mülkiyet davacı idareye geçmiş bulunmaktadır. Sonraki aşamalarda gayrimenkul el değiştirmiş ise de, idarenin kamulaştırma ile mülkiyeti yasa gereği kazanmış bulunmasına idareye rağmen yapılan devirler ve temlikler usulsüz olup, Medeni Kanunun 933. maddesi hükmünün uygulanmasını gerektirir. Bu durumda açılan davanın Medeni Kanunun 933 ve Kamulaştırma Kanununun 17. maddeleri hükümleri dairesinde incelenip taşınmazdaki 2607 m2'lik bölümle ilgili olarak davalılar adına olan tapunun dosya içerisinde bulunan kroki ve keşfen tespit edilecek fiili durum dikkate alınarak ifraz edilip davacı adına tescil kararı verilmesi gerekir.
Bu konuda yeni maliklerin iyi niyetle iktisabı söz konusu ise de, kendisine tebliğ edilen kamulaştırmaya Kamulaştırma Kanununun 31. maddesindeki yasağa ve açtığı bedel artırımı davası sonunda hükmolunan ek bedeli tahsil etmesine rağmen, bilerek taşınmazı satan davalı A Tapunç'un kötü niyeti açık bulunduğundan davalıların zarar ve ziyan taleplerinin baki kalacağı tabiidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy