(634 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde 634 Sayılı Yasanın 26. maddesi gereği arsa payı ve kat irtifakının devri istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekili Av. A. M. ile aleyhine temyiz olunan davacılar vekili Av. C. Ö. geldi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosya eksiğe gönderilmiş olup, bu kez eksik tamamlanarak dönmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Hükmüne uyulan Dairenin karar düzeltme üzerine verdiği 16.6.1992 günlü ilamda, davalının kat irtifakı sahibi bulunduğu ana yapının tamamlanması için diğer kat maliklerince ihtarat yapıldığı ve ihtara rağmen süresinde kendisine düşen parayı yatırmadığının anlaşıldığı açıklanarak Kat Mülkiyeti Kanununun 26. maddesindeki koşulların oluştuğu kabul edilerek anılan madde hükmü uyarınca karar verilmesi gerektiği vurgulanmış ve mahkemece bu karar uyarınca değer yönünden gerekli araştırma yapılmış ise de, bozma ilamından sonraki süre içerisinde yapılacak tahkikattan, binaya imar affından yararlanılarak iskan izninin henüz verilmediği, bu konuda idare mahkemesine dava açılmış ve karar verilmiş ise de kararın henüz kesinleşmediği, bu arada bir nolu bağımsız bölüm malikinin bağımsız bölümünü başka bir kişiye devredip o kişinin davaya katılıp katılmayacağının belirlenmediği anlaşılmıştır.
Kat irtifakı tesis edilmiş bir arsa üzerinde geçerli projesine göre inşaatın tamamlanması esastır. Yapı kullanma izni verilmeyen yapının yasal olduğu kabul edilemeyeceği gibi, (İdare mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği dikkate alınarak) ihtarat yapılmadan önce bina tamamlanmış ise Kat Mülkiyeti Kanununun 26. maddesinde öngörülen payın devri artık söz konusu olmayacaktır. Çünkü bu maddedeki hükmün amacı, yapının tamamlanmasına yöneliktir. Hükmüne uyulan bozma ilamında 26. maddenin koşullarının gerçekleştiği açıklanmış ve mahkemece bozmaya uyulmakla bu husus usulen kesinleşmiş ise de, mülkiyetin özüne etkili olacak bir konuda usuli kazanılmış hak Yargıtay uygulamalarında dikkate alınmamaktadır. O nedenle öncelikle yapının mimari projesine göre tamamlanıp tamamlanmadığı, davalıya ihtar edilen ödemelerin yapının tamamlanması için gerekli gider karşılığı mı yoksa tamirat veya ek tadilata mı yönelik olduğu hususları, ilgili tüm projeler getirtilip incelendikten ve yukarıda açıklandığı gibi yapı kullanma belgesi ile ilgili mahkeme kararı kesinleşip bu belge verildikten sonra hasıl olacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
İhtarat yapılmadan önce yapının projesine göre tamamlanmış olduğu, o nedenle ihtaratın yapının projesine göre tamamlanmasına yönelik olmadığı saptandığı veya ihtar edilen ödemelerin yapının tamamlanmasına yönelik olmayıp, tadilat veya tamirata ilişkin olduğu anlaşıldığı takdirde 26. maddenin uygulanamayacağı dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan yapı kullanma belgesi verilmediğine göre yapının mimari projesine veya yürürlükteki imar mevzuatına uygun yapılmadığı sonucu doğacağından, yapı kullanma belgesi verilmesi konusunda İdare Mahkemesince verilen kararın sonucu (kesinleşmesi) beklenerek 26. maddenin yapının plana göre yapılması gerektiğini öngören birinci fıkrasındaki koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek payın devri ile ilgili istem konusunda bu hususlar dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 750.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 7.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy