(818 S. K. m. 104) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde 23.599.041 Tl borçlu bulunduğunun fazla borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada asıl alacaktan bağımsız olarak icra takibine konu edilen faiz alacağına faiz yürütülmesi suretiyle hesaplanan alacağın süresinde itiraz edilmediği için kesinleştiği gerekçesi ile borçlu olmadığının tespiti istenmektedir.
Borçlar Kanununun 104. maddesinin son fıkrası hükmüne göre geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebiyle faiz yürütülemeyeceği belirtilmiş ise de, asıl alacaktan bağımsız olarak icra takibine konu edilen faiz müstakil bir alacak niteliğine bürünmüş olup herhangi bir alacak gibidir. O nedenle icra takibi tarihinden itibaren bu alacağa faiz yürütülmüş olmasında yasaya aykırılık yoktur.
Bu husus dikkate alınmadan faize faiz yürütülemeyeceğine dair yasa hükmüne dayanılarak menfi tespit davasının kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.9.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy