(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı taşınmazın ferağını 14.11.1996 tarihinde vermiş olup bu tarihe göre henüz 30 günlük hak düşürücü süre geçmeden davacıya usulüne uygun olarak 25.11.1996 tarihinde tebligat yapılmıştır.
Bu durum, 24.6.1994 gün ve 1993/3-1994/2 sayılı Tevhidi İçtihat Kararının sonucuna sıkı sıkıya bağlı olan gerekçesinde öngörülen; ferağ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde, dava açma süresi henüz sona ermeden, davacıya tebligat yapılmış olması sebebiyle "davalı idarenin yanıltıcı" davranışı olgusunun gerçekleştiğinin kabulünü gerektirir. Bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Dava konusu taşınmaz 7604 m2'den ibaret olup takdir komisyonu raporuna göre üzerinde toplam 1010 kavak, 117 kayısı, 42 söğüt bulunmaktadır.
Kamulaştırma sebebiyle bedel artırım davalarında yerleşmiş uygulama, üzerinde kavak veya meyveli ağaç bulunan taşınmaz veya taşınmaz bölümleri, kapama kavaklık veya kapama meyve bahçesi olarak net gelirine göre, zemini ve üzerindeki ağaçları kapsamak üzere değerlendirilir.
Bu nedenle mahkemece kavakların ve kayısı ağaçlarının taşınmaz üzerinde kapladıkları alanlar ayrı ayrı saptanıp bunların kapama kavaklık veya kayısı bahçesi olarak değerlendirilmeleri, taşınmazın çevresinde oldukları anlaşılan söğüt ağaçlarına da ayrıca değer verilmesi suretiyle sonuca varılmak üzere, münavebeye alınan ürünler ile kavak ve meyve ağaçlarına ait dekar başına ürün miktarı, üretim maliyeti ve satış fiyatlarını gösterir resmi veriler getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan ek raporlar alınmalıdır.
Zeminin ve ağaçların ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle fazla değere hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Takdir komisyonunun bu yanlış yöntemi uygulamış olması mahkemece aynı yöntemin uygulanmasını gerektirmez.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy