(634 S. K. m. 44) (3194 S. K. Geç. m. 7) (2981 S.K. m. 16)
Dava: Dava dilekçesinde yeniden kazanılan bağımsız bölümün tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılardan Ö.Faruk vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vek. Av. A.Rıza Batmazoğlu geldi. Aleyhine temyiz olunan davalılar adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: İmar Kanununun geçici 7. maddesinde sözü edilen, Boğaziçi alanındaki çekme katların aynı gabari içinde kalmak şartıyla tam kata iblağ edilmelerine dair hüküm, imar yönünden bir müsaadeyi içermekte olup, ana yapının tabi olduğu özel kanun hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Örneğin, kat mülkiyetine tabi bir ana yapıda, tam kata iblağ imar yönünden müsaade edilebilir olmasına karşılık, Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesindeki koşulların da gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle davacı tarafın sözü edilen geçici maddenin uygulanacağına dair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; 2981 Sayılı Kanununun 16. maddesine, 3290 Sayılı Kanunun 9. maddesi ile eklenen fıkra hükmüne göre, kat irtifakı kurulmuş binalarda, 3290 sayılı Kanunun diğer hükümlerinden yararlanılarak, bağımsız bölüm kazanılmış olması halinde, arsa payına bağlanmamış bağımsız bölüm sahibi, Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesindeki muvafakati sağlayamaması halinde diğer koşulların varlığını kanıtlaması ve belgeleri tamamlaması durumunda bu bağımsız bölüme, fıkrada yazılı koşullarla arsa payı ayrılarak tescilini isteyebilir.
Davacılar mevcut olan ve arsa payı tahsis edilerek tapuya kayıtlı bulunan çekme katı, tam kata iblağ ederek bir bağımsız bölüm daha elde etmişlerdir. Davadaki amaçları bu yeni bağımsız bölüme arsa payı verilmek suretiyle tescildir. Görüşüne dayanılan bilirkişi raporunda açıklandığının aksine, yeniden kazanılan bu bağımsız bölüm tapuya kayıtlı olmadığı gibi arsa payı da yoktur. Davacıların asıl amaçları kazandıkları bu bağımsız bölüme, arsa payı tahsisi suretiyle tescil olduğuna göre mahkemece, 2981 Sayılı Yasanın değişik 16.maddesinin son fıkrası hükmünün zaman içerisindeki uygulama olanağı saptandığı takdirde fıkrada belirtilen koşulların varlığı araştırılmalı, eksiklikler varsa bunların tamamlattırılması için davacılara mehil verilmeli ve ondan sonra hasıl olacak uygun sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 6.000.000 TL. Vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy