(743 S. K. m. 26, 263, 264, 268, 269) (1587 S. K. m. 46)
Dava dilekçesinde kızı Saliha'nın isminin Eslem olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Yargıtay'da yerleşmiş uygulamalara göre kişi etrafınca bilindiği, tanındığı ve çağrıldığı ismi kayden de taşımaya hakkı olduğundan bu husus Medeni Kanunun 26. maddesinde öngörülen haklı neden teşkil eder. İsmin Arapça olması onun Türkiye'de kullanılmasına engel değildir. O nedenle mahkemenin, Türk Dil Kurumu Başkanlığının ismin Arapça olduğu ve isim olarak kullanılmadığına dair beyanına dayanılarak davanın reddi doğru değildir.
Ancak, çocuğun isim değişikliği özlük statüsünde önemli değişiklik teşkil ettiği cihetle evli gözüken davacı annenin davasına babanın muvafakatı alınmadan bakılamaz.
Mahkemece, keyfiyet babadan da sorularak değişikliğe muvafakat edip etmediği belirlenmeli ve ondan sonra yukarıdaki hususlar dikkate alınarak karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy