(743 S. K. m. 75) (4721 S. K. m. 106)
Dava: Dava dilekçesinde vakfın ikinci olağan genel kurulunun bütün sonuçları ile iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Vakıf senedinin 33. maddesinde yapılan değişiklikle, vakıf kurucu üyelerinin genel kurula temsilci olarak katılabilmeleri için üst üste 2 defa vakıf organlarına seçilmiş olmaları şartı getirilmiştir. Vakıf temsilcileri, senedin 7.maddesine göre merkez ve taşra teşkilatı personelinin sayıları dikkate alınarak seçecekleri kişiler olup, genel kurulda oy hakkına sahiptirler.
Vakıf senedinin 7. maddesinde genel kurula vakıf kurucu üyelerinin de katılmaları öngörülmüş ise de, 33. maddedeki özel hüküm uyarınca bunların temsilci sıfatıyla katılmaları, diğer bir deyimle oy kullanabilmeleri için üst üste iki defa vakıf organlarınca seçilmiş olmaları şarttır.
Vakıf senedindeki bu hüküm karşısında davacılar genel kurula temsilci olarak katılamayacakları gibi oy da kullanamayacaklardır. Vakıf senedinin 33. maddesi hükmü geçerli bir değişiklik ve mahkeme kararına bağlanmış, tescil hükmü ile varlık kazandığına göre bunun aksine bir uygulama söz konusu olamaz. O nedenle vakıf genel kurulunun henüz 33. maddedeki değişiklik hükmünün uygulanmasına olanak sağlayacak sayıda toplanmadığı, bu sebeple bu değişiklik hükmünün henüz uygulanma şartlarının tahakkuk etmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile 2. olağan genel kurul ile bu kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Değişik 33. maddede öngörülen kural (üst üste iki defa vakıf organlarına seçilmiş olma) genel ve objektif bir şartı yansıtmakta olup, bu kuralın uygulama ortamının henüz gerçekleşmediği gerekçesi ile ihmali mümkün değildir. Şart gerçekleştiğinde (üst üste iki defa vakıf organlarına seçilme) vakfın kurucu üyeleri olan davacılar genel kurula temsilci olarak katılabileceklerdir. Bu şart gerçekleşmedikçe genel kurulda temsilci sıfatını taşımaları söz konusu değildir.
Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.04.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy