(1086 S. K. m. 166) (2942 S. K. m. 14)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Kamulaştırma kararı ve ilgili evrak davacı gayrimenkul malikine tebliğine çıkarılarak birlikte oturan oğluna 7.4.1995 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı 28.4.1995 tarihinde davayı açan Av. M. Uğur Abalı'ya vekalet vermiştir. Dava Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde sözü edilen 30 günlük sükutu hak süresi geçtikten sonra 15.5.1995 tarihinde açılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesiyle birlikte verdiği ve dava dilekçesine eklediği bir doktor raporunda sükutu hak süresinin sona erdiği tarihten itibaren hasta olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmadan 15.5.1995 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu kabul edilerek tahkikat ikmal edilmiştir. Davaların açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgili olup resen dikkate alınmaları gerektiği gibi HUMK'nun 166 ve sonra gelen maddelerinde öngörülen eski hale getirmeye konu olabilecek sürelerden değildir. O nedenle kendisine dava açmak üzere vekalet verilen avukatın, Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin sona erdiği tarihte hasta olduğundan bahisle bu sürelerin uzatılması ya da yeniden işlemesi olanaklı imiş gibi yargılama yapılarak yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.05.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy