(2004 S. K. m. 87)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Alacağından ötürü, yapılan icra takibi sonunda taşınmaza haciz koyduran ve bu haczi tapuya işlenen davacının, kıymeti takdir edilen taşınmazın, alacağının daha fazla olması sebebi ile daha çok değerde olduğu iddiası ile bedel arttırım davası açmaya hakkı kabul edilmekte ise de; böyle bir davada arttırılmasına karar verilen bedelin davacıya (alacaklı) ödenmesine karar verilemez. İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca takibin şekli (iflas, haciz, ipoteğin paraya çevrilmesi gibi) dikkate alınarak bedelin kime ödeneceği, haczin hukuki dayanağı araştırılarak belirlenir.
Ayrıca aynı taşınmazla ile ilgili olarak başka bir haciz alacaklısı tarafından bir bedel arttırımı davası açılmış ise bu davalar birleştirilir, açılmış böyle bir dava sonuçlanmış ise yeniden bir arttırım sözkonusu olmaz. Aksi halde her bir alacaklı yönünden taşınmaz müteaddit defalar değerlendirilecektir ki, böyle bir sonucun hukuki olduğu kabul edilemez.
Bu konuda, bedel arttırımı davalarının özelliği ve sükutu hak süresine tabi olmaları nedeni ile fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına dair karar verilmesi de yasaya aykırılık teşkil eder.
Daire kayıtları incelendiğinde, aynı kamulaştırma sebebi ile aynı taşınmaz başka bir haciz alacaklısına yapılan tebligat üzerine Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/824 Esas, 1997/1302 Karar Sayılı dosyası üzerinden bedel arttırımı davasına konu olmuş ve buna ilişkin 30.12.1997 tarihli karar, dairenin 1998/2583 Esas 3820 Karar sayılı ve 16.4.1998 günlü kararı ile onandığı anlaşılmıştır.
Tapuya işlenmiş haciz ve ipotek alacaklarına verilmiş bulunan bedel arttırımı davası açma hakkına dayandırılarak açılan davalarda, verilecek hükmün niteliği ve hükmolunacak meblağın tabi olacağı işlem itibari ile ancak bir kere açılabileceği hususu dikkate alınarak yukarıdaki hususlar da gözetilerek bu davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde arttırıma hükmedilmesi ve hükmolunan meblağın davalıya ödenmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK' nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.5.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy