(634 S. K. m. 19) (1086 S. K. m. 388, 489) (743 S. K. m. 2)
Dava: Dava dilekçesinde müdahalenin men'i ile masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı K. Ç. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar:Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki
bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Davalının temyizi yönünden;
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesi hükmüne göre tüm kat malikleri ana gayri menkulün mimari durumunu projesine uygun olarak korumak zorunda olup, projeye aykırı her türlü inşaat ve tadilatın mutlaka bu tadilata ait projenin onaylandığı tarihteki tüm kat maliklerinin de onayını alması zorunludur. O nedenle davalı tarafın 4.5.1994 tarihli olup belediyece onaylanmakla beraber o tarihteki tüm kat maliklerinin onayını içermeyen tadilat projesine dayalı savunması varit görülmemiştir.
Ancak; tadilata muvafakat eden kat malikinin, daha sonra yapılan tadilatın projeye uygun olmadığı gerekçesiyle müdahalenin önlenmesine ve yapılan tadilatın projeye uygun eski hale getirilmesine karar verilmesi için dava açması, her davada aranan ve mahkemece doğrudan dikkate alınması gereken iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz. Açtığı davanın kabul edildiği bildirilen Y. A., 2.5.1994 tarihli olup, imzasını taşıyan muvafakatnamede "tasdikli projesinde, zeminde bulunan bir adet kapıcı dairesinin yerine asma katta iki adet kapıcı dairesi yapılmasına, bodrum kattaki depoların birleştirilmesine" muvafakat etmiştir. Bu muvafakatın dava konusu edilen hususlardan herhangi birini kapsayıp kapsamadığı belirlenip, bunlarla ilgili davasında iyi niyetli olmadığı kabul edilmelidir. O nedenle, mahkeme kararında açıklandığının aksine, muvafakatın tüm değişiklikleri kapsamadığı gerekçesiyle davacının muvafakat verdiği değişikliklerle ilgili davada da iyi niyetli olacağına dair kabul yerinde değildir.
2-Davacının temyizi yönünde de;
a)HUMK'un 388 ve ona yollamada bulunan 489. maddesindeki hükümlere göre mahkemece verilecek hükmün açık ve tereddüte yer vermeyecek kesinlikte olması zorunludur. Özellikle yıkım suretiyle eski hale getirmeyi içeren bir mahkeme kararında hüküm altına alınan eski hale getirmenin, kapsam ve sınırları ile açık ve net bir şekilde tanımlanması, yıkılacak yerlerin bir krokiyle gösterilmesi zorunluluğu vardır.
Bundan ayrı,
b)Esas itibarıyla bir men'i müdahale davası olan bu gibi davalarda, verilen mahkeme kararının infazı yönünden de gerekli olduğu için fiilen müdahalede bulunan ve onu sürdüren kişilerin de davalı olarak gösterilmesi gerekli olup, diğer davalı B. Limited Şirketi hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddi de doğru değildir.
Bu itibarla her iki tarafın temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının, yukarıda 1 ve 2-a) ve b) bentlerinde açıklanan şekilde tahkikat ikmal edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 14.5.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy