(634 S. K. m. 29, 30)
Dava: Dava dilekçesinde kat malikleri kurulu kararının iptali, müdahalenin meni ile 35.000.000 TL işgal tazminatının tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Kat Mülkiyeti Kanununun 29.maddesi hükmüne göre önemli bir sebebin çıkması halinde, kat maliklerinin olağanüstü toplantıya çağrılabilecekleri hükme bağlanmış olduğundan bu hususa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kat Mülkiyeti Kanununun 30.maddesi hükmüne göre kat malikleri kurulu, kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından yarısından bir fazlasıyla toplanır. Anagayrimenkulde 22 bağımsız bölüm ile oniki adet kat maliki bulunmaktadır. İlk toplantı günü olarak belirlenen 14.2.1996 günü toplantıya herbiri altışar bağımsız bölüm maliki olan F. ve S. S. U., kat maliki olmayan ancak N. A. ve B. D. adına vekaleten T. U. katılmıştır. Bu durumda toplantıya katılan kat maliklerinin sayısı dörttür. Oysa kat maliki sayısı bakımından toplantı nisabı yedidir. Esasta, T. U.'un vekili olduğu bildirilen, kat maliki olan B. D. değil, F. D. vekalet vermiş ve bu husus araştırılmamıştır. Vekaletnamenin geçerli olduğu kabul edilse bile toplantı nisabı bulunmamaktadır. Sonradan, verilen karara imza koymakla icazet veren 1 ve 22 numaralı bağımsız bölüm malikleri toplantıya katılmadıklarından, toplantı nisabına dahil değildir. Yasa, toplantı ve karar yeter sayısını ayrı ayrı düzenlemiş ve her ikisinin varlığını şart koşmuştur. Böylece iptali istenen kararın verildiği toplantının bu nedenle Yasa hükümlerine göre geçerli olmadığı dikkate alınmadan davanın reddi doğru görülmemiştir.
Yasanın 30.maddesi, toplantı nisabında maliklerin sayı olarak çoğunluğunun katılımını öngördüğü halde bu nisabın sağlanmamış olduğu gözetilmeden bu konuda kat maliklerinden S. ile F.'nin malik oldukları bağımsız bölüm sayısı kadar kişiler sayılmaları doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi toplantı nisabı bulunmadığı halde davanın reddi doğru görülmemiş olup, bu aşamada ve bozma nedenine göre çağrının şekil ve usulüne, vekaleten temsile ve karar nisabına ilişkin hususlara değinilmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.6.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy