(634 S. K. m. 35) (1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Dava dilekçesinde yöneticinin görevini kötüye kullanmasından dolayı tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davalı eski yönetici 3.5.1996 günlü ihbarname ile, kapıcının 28.4.1996 günü izin kâğıdı tanzim ettirmeksizin Ankara dışına gittiği ve işverene karşı şeref ve haysiyet kırıcı sözler sarfettiği gerekçesiyle iş akdini feshetmiş, bir ay sonra, 2.6.1996'dan itibaren kapıcılık görevini bıraktığı ve başka bir iş bulduğu gerekçesiyle kat malikleri kurulunca iş akdinin feshine karar verilmiştir. Bu fesih işlemi (3.5.1996 günlü) üzerine; kapcı apartman yöneticiliğini dava etmiş ve iş akdinin bildirimsiz olarak feshedildiğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve bayram tatili için tazminat isteminde bulunmuş ve lehine toplam 152.211.674 TL'ye hükmedilmiştir.
Davacılar, eski yöneticinin kendilerini yanılttığını, kapıcının işine bir ay öncesinden kendisinin son vermesine rağmen kat malikleri kurulunca kapıcının kendiliğinden işten ayrıldığı yolunda beyanda bulunarak karar alınmasını sağladığını, kapıcının işine haksız olarak son veren davalıdan ödenen ücret ve tazminatların rücuen tahsilini istemişler, mahkeme yeterli gerekçe göstermeden davayı kabul etmiştir.
İş mahkemesince kapıcıya ödenmesine karar verilen meblağdan, ödenmemiş bulunan mart ayı ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram, genel tatillerde çalışma ücreti gibi kalemler, esasen iş akdinin feshinden önceki döneme ait olup, bunlardan yalnız davalı değil, tüm kat maliklerinin sorumlu olması gerekir.
Kat Mülkiyeti Yasası'nın 35. maddesi, yöneticinin görevleri arasında, ana gayrimenkulü ilgilendiren bir sürenin geçmesine veya bir hakkın kaybına meydan vermeyecek gerekli tedbirlerin alınmasını da saymıştır. Ancak, somut olayda, bu kurala dayanarak, yöneticiyi ödenen kıdem tazminatından sorumlu tutmaya olanak yoktur. İşçinin işine son verilmesi, emekliye ayrılması ve ölümü gibi durumlarda işverenin kıdem tazminatı ödemesi yasadan doğan bir yükümlülüktür. İşçinin (kapıcının) kendi arzusuyla ya da kendi kusuruyla işten ayrılması gibi kıdem tazminatı ödenmemesi olasılığını yaratacak bir beklenti, kat malikleri yerine yöneticinin kıdem tazminatından sorumlu olmasını gerektirmez. Kıdem tazminatının vaktinden önce ödenmesi ya da kapıcının ayrılması ve yeni bir kapıcının istihdamı ile malikerin zarara uğradıkları yolunda bir iddia ve kanıt da yoktur. Şu halde, kıdem tazminatının da bütün bağımsız bölüm maliklerince ortaklaşa ödenmesi zorunluluğu vardır.
Bu durumda davalının sadece feshi ihbar etmemesi nedeniyle, ihbar tazminatından ve kıdem tazminatının geç ödenmesinde bir kusuru varsa tahakkuk eden faizden sorumlu tutulması gerekirken yazılı olduğu şekilde ve gerekçeleri gösterilmeden davanın tamamının kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.6.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy