(1086 S. K. m. 445)
Dava: Dava dilekçesinde yargılamanın yinelenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı ve davalılar tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçeleri ile istenilmekle dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Türk K. Vakfı'nın, Vakıf Başkanı C. ve üye Ü.'nün katılmadığı 29.7.1999 günlü yönetim kurulu kararında, aralarında T.'nin de bulunduğu iki denetleme kurulu üyesinin bu görevden affına ve bunların yerine yeni denetçiler seçilmesine karar verilmiş, bu kararın iptali için T. tarafından açılıp, davalı V.C.'i temsil ettiği davada, davalı vekilinin davayı ilk celsede kabulü üzerine, İstanbul Onuncu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/448-348 sayılı kararı ile Türk K.... Vakfının 29.7.1999 günlü, 1999/1 sayılı kararı iptal edilmiş, Yargıtay incelenmesinden geçmeden kesinleşen bu karara karşı yargılamanın yinelenmesi isteminde bulunulmuştur.
Davacı M.T.'nin taraf ehliyetinin, mahkemenin yetkisinin bulunmadığı, dava dilekçesinin vakfın kanuni ikâmetgahından başka bir adrese tebliğe çıkarıldığı, davalı vakıf başkanının vakfı temsile ve davayı kabule yetkili olmadığı gerekçesi ile bu karara karşı yargılamanın yenilenmesi istenmiş; mahkemece bu istem, davacı T.'nin yönetim kurulunun 29.7.1999 günlü toplantısının yokluğunun tespitini ve iptalini isteme hakkı, dolayısıyla dava ehliyeti bulunmadığı, vakıf başkanının yetkilerini kısıtlayan vakıf senedinin iptaline dair uyuşmazlık çözümlenmeden, davacı-davalı sıfatının C.'yi de birleştirilerek bu davalının davayı kabulü yolundaki beyanı ile davanın sonuçlandırılması yetkisinin araştırılmamasının yargılamanın yinelenmesi koşullarını oluşturduğu gerekçesi ile kabul edilmiştir.
İptali dava konusu edilen vakıf yönetim kurulu kararında, davacı T.'nin denetleme kurulu üyeliği görevinden affedilmiş olmasına ve bu kararın doğrudan davacının hukukunu ilgilendirmiş bulunmasına göre dairemizce daha önce aynı vakıf hakkında verilmiş bulunan yöneticinin dava açamayacağına ilişkin bir karar örnek gösterilerek (Dairenin 10.3.2000 günlü 2000/964-3093 sayılı kararı) o karardaki özel durum gözetilmeden, T.'nin doğrudan kendisini ilgilendiren bir davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yolundaki saptama isabetli görülmemiştir. Ancak, iptal edilen yönetim kurulu kararının alındığı toplantıya Vakıf Başkanı C.'nin katılmadığı gibi, kendisine rağmen alınan bu kararın iptali için açılan davada savunma yapmasını beklemek, hayatın olağan akışına ters düşer. Kaldı ki, vakıf senedinin değişik 10. maddesinde, vakfı temsil, taahhüt ve ilzam edecek her türle hususta yönetim kurulunun önceden alacağı kararlar gereği ve tayin edeceği temsilciler aracılığı ile yapılan işlemlerin geçerli olacağı belirtilmiştir. Vakıf Başkanı C.'nin katılmadığı böyle bir kararın iptali için açılan davada davalı olarak gösterilmesi, iddia savunma dengesini bozan "davacı", "davalı" kavramı ile bağdaşmayan bir durum yaratmış olur. İçeriğine katılmadığı kullandığı oy ya da halin icabından anlaşılan vakıf başkanına, bu tür yönetim kurulu kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda da temsil yetkisi tanımak, azınlık oyunun çoğunluğa üstün tutulması sonucunu doğurur. Bu itibarla, davanın bu kararı alan yönetim kurulu üyelerine yöneltilmesi gerekirken, taraf olma ehliyeti, dolayısıyla vekil ve mümessil olma yetkisi bulunmayan davalı vakıf başkanı vekilinin huzuru ile davaya bakılmış olması, HUMK'nun 445. maddesinin 8. bendinde öngörülen yargılamanın yenilenmesi nedenini oluşturduğundan yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile kanuni gerektirici sebeplere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda belirtilen gerekçelerle hükmün (ONANMASINA), Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen yargılamanın yinelenmesini isteyen yararına takdir edilen 65.000.000.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak yargılamanın yinelenmesini isteyen tarafa verilmesine, 14.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy