(743 S. K. m. 28)
Dava: Dava dilekçesinde muarazanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davacıların murisinin eşi ve çocukları ile 17.8.1999 gününde birlikte öldükleri, davalı Vakıf nezdinde kalan hak ve alacaklarının kendilerine ödenmesi hususunun çekişmeye neden olduğu ileri sürülerek, muarazanın giderilmesi isteminde bulunulmuş, müdahil davacılar Hüseyin ve Şekür Çilingir ise damatları olan İbrahim Akkürk'ün 17.8.1999 tarihinde eşi ve çocukları ile birlikte öldüğünü, damatlarının yardımlaşma sandığı vakfı üyesi olarak 18.3.1996 tarihinde verdiği ölüm yardım beyannamesinde, ölümü halinde yardımın karısı ve iki çocuğuna verilmesini istediği, bütün ailenin ölmesi nedeni ile yardımını kızları Sabahat ve torunları Tuğba ve Mehmet'in mirasçısı olarak kendilerine ödenmesi gerektiğini ileri sürmüşler, mahkemece ölüm yardımının Sabahat, Tuğba ve Mehmet'in mirasçıları olan Hüseyin ve Şekür Çilingir'e ödenmesine karar verilmiştir.
Eşi ve çocukları ile birlikte depremde öldükleri anlaşılan İbrahim Akkürk'ün Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. Mensupları Yardımlaşma Sandığı Vakfı üyesi olduğu, vakıf senedinin 14/1 maddesinde, vakıf üyesinin ölümü halinde beyannamesinde kayıtlı kimselere, beyannamede belirtilen hisseler oranında üye aidatının 500 katı ölüm yardımının yapılmasının öngörüldüğü, bu hüküm uyarınca İbrahim Akkürk'ün verdiği beyanname ile ölüm yardımını eşi ve iki çocuğuna bıraktığı ancak depremde Akkürk ile birlikte eşi ve iki çocuğunun da öldüğü anlaşılmaktadır. İbrahim Akkürk'ün yardımlaşma sandığı vakfına verdiği ölüm yardımı beyannamesinde, ölümden sonra yapılacak toplu ödeme ve ölüm yardımının Sabahat, Tuğba ve Mehmet Akkürk'e ödenmesini istediği anlaşılmakta ise de; lehlerine ödeme yapılması istenen bu şahıslar da aynı anda öldüklerinin sabit olması durumunda uyuşmazlığın bu beyanname hükümleri yerine Medeni Kanunun mirasa ilişkin hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
Medeni Kanun'un 28. maddesinin 2.fıkrasına göre, hangisinin evvel veya sonra öldüğünün tayini mümkün olmaksızın ölenler bir anda ölmüş sayılırlar ve birbirlerinin mirasçısı olmaları söz konusu olmaz. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, İbrahim Akkürk eşi ve iki çocuğunun aynı anda ölüp ölmediklerinin araştırılması, ölümün aynı anda vaki olduğunun tespiti halinde, miras hükümleri dahilinde karar vermek olması gerekirken, beyannameye öncelik verilerek yardım parasının müdahil davacılar Hüseyin ve Şekür Çilingir'e ödenmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy