(1086 S. K. m. 275, 284) (2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: İkinci bilirkişi kurulu herhangi bir inceleme yapmadan, birinci bilirkişi kurulunun düzenlemiş olduğu raporu yazım hataları da aynı kalmak üzere çoğaltarak dosyaya ibraz etmiş olduğundan, mahkemece bu raporun iptaline karar verilmiş olması doğrudur. Birinci bilirkişi kurulu raporundaki hatalar ve eksiklikler ek rapor alınması suretiyle giderilebilecek iken bu raporun da iptal edilmiş olması doğru değil ise de, mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi daha yaptırılmış olması sebebiyle bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Ancak;
1- Üçüncü bilirkişi kurulunun emsal olarak incelediği Bahçe Mahallesi 511 ada 33 parsel sayılı taşınmazın 97 m2'si 15.5.1996 tarihinde 8.247.422 TL/m2 bedelle, 249 m2'si 23.5.1996'da 4.016.064 TL/m2 bedelle, 161 m2'si 5.6.1996'da 5.279.503 TL/m2 bedelle, kalan 93 m2'si de 12.6.1996'da 15.913.978 TL/m2 bedelle ... İlaç ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine satıldığı anlaşılmaktadır. Aynı taşınmazın payları, bir aylık süre içerisinde, bir birinden çok farklı fiyatlarla aynı şirkete satılmış olmasına, bu hususun dosyadaki tapu kaydından açıkça anlaşılmasına, özellikle arsanın büyük bölümünü almış bulunan anonim şirketin ne pahasına olursa olsun almak zorunda olduğu 93 m2'lik sonuncu hisse satışının özel satış niteliğinde olduğunun aşikar bulunmasına rağmen bilirkişi kurulu yalnızca bu sonuncu satışı değerlendirmelerine esas almış, böylece dava konusu taşınmaza inandırıcı olmayan bedel takdir edilmiştir. Bu nedenle bu raporun hükme esas olma niteliği yoktur.
2- Dördüncü ve beşinci bilirkişi kurulları, somut emsal olarak inceledikleri taşınmaz ile dava konusu taşınmazı karşılaştırırken dava konusu taşınmazın 35 metrelik ikinci çevre yoluna tam cepheli olduğunu öne sürmüşler ayrıca komşu parsellerle ilgili olarak açılıp kesinleşen davalarda o parseller için belirlenen bedelleri dava konusu taşınmaz için kendi belirledikleri bedeller ile karşılaştırırken, komşu parsellere kıymet takdir komisyonları tarafından biçilen değer ile dava konusu taşınmaza biçilen değerler arasındaki farka dayanmışlardır. Kıymet takdir komisyonları tarafından biçilen değerler arasındaki farklılıklar, objektif nedenlere dayandırıldığı ölçüde dikkate alınabilir ise de, esasında kıymet takdir komisyonları tarafından biçilen değerlere komşu parseller için de itiraz edilmiş ve biçilen değerlerin dava konusu oldukları dikkate alındığında kıymet takdirleri arasındaki farklılığın taşınmazların değerlen- dirilmesinde aynen yansıtılması doğru görülemez. Dört ve beşinci bilirkişi kurullarının raporlarında sözü edilen 35 metrelik çevre yolu ise dosyada mevcut olan folye, kroki, pafta ve haritalarda görülmemektedir. Küçük Sanayi Bölgesi imar uygulaması planında 2. çevre yolu olarak bir kayıt var ise de, bu yolun sınırları belirli olmayıp, yolun fiilen açılmış olup olmadığı da anlaşılamamıştır. Bilirkişi raporlarındaki emsal karşılaştırmasının ve komşu parseller ile karşılaştırmanın en önemli dayanağını oluşturan bu yolun, değerlendirme tarihi olan 9.6.1997 tarihinde henüz mevcut olmadığı kabul edildiğinde her iki rapor da geçersiz duruma gelecektir. Öte yandan sözü edilen 2. çevre yolunun dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına sebep olan yol olduğunun saptanması halinde, Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin 4. fıkrası gereğince, bu yolun açılacak olmasından dolayı taşınmazın kazanacağı değer artışı dikkate alınamayacaktır. Bu hususlar araştırılıp, ilgili idarelerden (Belediye ve Karayolları Genel Müdürlüğü) getirtilecek dayanak belgeler ile kanıtlanmadıkça, bilirkişi raporlarındaki karşılaştırmalar yeterli ve inandırıcı sayılamaz. Bu nedenle bu raporların da hükme dayanak olma nitelikleri yoktur.
3- Beşinci bilirkişi kurulu asıl raporunda, yukarıda 2 nolu bentte açıklanan karşılaştırma unsurlarına dayanarak, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazın %16'sı değerinde olacağını saptamış iken, ek raporunda dava konusu taşınmazın emsalin %25'i değerinde olacağını öne sürmüştür. Somut ve inandırıcı gerekçeleri gösterilmek kaydıyla bu farklılık kabul edilebilir ise de, ek rapordaki değerlendirme unsurlarının asıl rapordakilerin tekrarı niteliğinde olmasından dolayı ek rapordaki belirleme, inandırıcı ve kabul edilebilir nitelikte değildir.
Açıklanan olumsuz niteliklere sahip olan raporlara ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, raporlarda sözü edilen 2. çevre yolu ile ilgili araştırma yapılıp, ilgili belgeler de dosyaya getirtildikten sonra üçüncü, dördüncü ve beşinci bilirkişi kurullarından yukarıda açıklanan hususlarda ek raporlar alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy