(2709 S. K. m. 33) (743 S. K. m. 79) (Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük m. 23)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırmaları istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Anayasa'nın temel haklar ve ödevler konusunu düzenleyen ikinci kısmında yer alan 33. madde, "dernek kurma hürriyeti" başlığını taşımakta ve sonuncu fıkrasında, bu madde hükümlerinin vakıflarla ilgili olarak da uyulanacağı belirtilmektedir. Vakıflara ilişkin kurallar yorumlanırken, kurumun Anayasal özelliğinin gözetilmesi, vakıf kurma ve yönetme işlemlerinin, bu özgürlüğü zedeleyecek biçimde sınırlandırılmasına yol açılmaması gerekir.
Medeni Kanunun 79. maddesi, mahkemelerin tüzükte gösterilen sebeplere dayanarak teftiş makımının yapacağı başvuru üzerine, duruşma yaparak idarecileri işten uzaklaştırılabileceğini öngörmekte, tüzüğün 23. maddesinde de uzaklaştırmayı gerektirecek haller sayılmaktadır. Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecek olan hükimlere, anılan maddenin hiçbir takdir hakkı tanımadığının kabulü, bu konularda yargıyı, teftiş makamının onay mercii haline getirir; yargılama kavramıyla bağdaşmaz; tüzüğe aykırı en ufak bir ayrıntı nedeniyle, idarecilerin görevlerinden alınmaları sonucunu doğurur.
Vakıf idarecilerinin görevlrinden uzaklaştırılmalarına ilişkin Medeni Kanunu'nun 79. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında tüzüğün 23. maddelerinde, mahkemelerce yöneticilerin işten "uzaklaştırılabileceği" ya da görevden "alınabileceği" belirtilmek suretiyle, bu konuda hakimlere takdir hakkı tanındığına işaret edilmiştir. Şu halde, hakimin her eylemi ayrı ayrı takdir etmesi, olayın oluş biçimi, aykırılığın niteliği, aykırılıkta ısrar, iyi niyet, ölçülülük, eylem-yaptırım dengesi gibi unsurları dikkate alması gerekir.
Somut olayda davalıların, vakfa ait telefon görüşme bedellerini zamanında ödemediklerinden, üç milyon ceza ödenmesine neden oldukları, 1994, 1995 ve 1996 yıllarına ait teftiş denetim paylarını süresinde ödemedikleri, bir önceki teftiş döneminde yapılan uyarılara itibar etmedikleri ve belgesiz harcama yaparak vakfı zarara uğrattıkları ile sürülerek görevden uzaklaştırılmaları istenmiş ise de; bilirkişi raporundan anlaşıldığına göre, denetim payları geç de olsa yatırılmış, denetim raporunda tavsiye konus edilen noksanlıkların giderilmiş, hatalı ödemelerden kaynaklanan ve cezai şart niteliğindeki paralar vakfa gelir kaybedilip bu işlere sebebiyet veren vakıf çalışanı görevden alınmıştır. İleri sürülen hususların mahiyetleri itibarıyla fazla önem arz etmeyen hesap, iş ve işlemlere ilişkin olması, hataların telafisi için çaba gösterilmiş bulunması dava konusu eylemlerin kasta dayalı olmayıp, mazur görülebilir ihmallerden kaynaklanması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile kanuni gerektirici sebeplere göre, yerinde görülmeyen temyiz etirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün (ONANMASINA), bakiye onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 31.1.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy