(2942 S. K. m. 11, 12, 15)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı tarafından tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dava dilekçesinde kamulaştırılan taşınmazın tamamının Rüştü Şahan ve Necati Şahan'a ait olduğu belirtilerek kamulaştırma bedelinin 4.000.000.000 TL. daha arttırılması isteminde bulunulmuştur.
Dosyada mevcut, noter huzurunda düzenlenen miras taksim sözleşmesinde, dava konusu 293 sayılı parselin 1/4'ünün Necati'ye 3/4'nün Rüştü'ye bırakıldığı, bu sözleşme uyarınca Rüştü Şahan'ın tapu iptali ve tescil davacı açıp taşınmazın 3/4'ünü kendi adına tescil ettirdiği; aynı sözleşmeyle kendisine taşınmazın 1/4'ü bırakılan Necati'nin, tapuda herhangi bir işlem yaptırmadığı yalnızca miras nedeniyle intikal sonucu, taşınmazın 1/24'nün adına tescil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılardan Necati'ye taksim sözleşmesi sonucu kamulaştırılan taşınmazın 1/4'ü bırakılmasına rağmen, tapudaki payı esas alınarak arttırılan miktarın 1/24'ünün kendisine ödenmesine karar verilmiştir. Arada bir taksim sözleşmesi mevcut olmasına, davanın taşınmazın tamamı için açılmış bulunmasına, tapuya tescil edilmese de Necati'nin payının 1/4 olmasına, Kamulaştırma Yasası'nın 12. maddesinin 7. fıkrasında fiili bölünmelerin dahi dikkate alınacağının öngörülmesine göre, taksim sözleşmesinin tapuya yansıtılmaması nedeniyle halen paydaş görünen diğer hissedarların aynı kamulaştırma nedeniyle bedel arttırım davası açıp açmadıkları araştırılıp yapılan tebligata rağmen idari ve adli yargıya başvurmadıklarının anlaşılması durumunda, davacı Necati Şahan lehine 1/4 hisse esas alınarak bedel arttırımına hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
2- Kamulaştırma Kanunu'nun 15. maddesinin 11. fıkrası hükmüne göre kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen kıymet ile bilirkişi raporunda belirlenen kıymet arasında önemli bir oransızlık (Yargıtay uygulamalarına göre bir mislini aşan) görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden bilirkişi kurulu oluşturulması zorunludur. Bilirkişi kurulunun belirlediği bedel ile talebin aynı olması, talebin takdir komisyonunun belirlediği bedelin bir mislinden fazla olmaması veya davacının talebinin bir mislini aşan miktarından vazgeçmiş olması bu konuda belirleyici değildir. Bu husus dikkate alınmadan tek rapor ile yetinilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 24.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy