(2709 S. K. m. 138) (2942 S. K. m. 11, 12, 15) (1086 S. K. m. 286)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacıya ait 1324 ve 1325 parsel sayılı taşınmazlar (akaryakıt istasyonu niteliğinde) kısmen kamulaştırılmış ve zemin için bedel takdir edilmiştir.
Dava dilekçesinde zemin için takdir edilen yerinde kısmi kamulaştırma nedeniyle değer düşüklüğü, işletmeye eski niteliğini kazandırma, kazanç kaybı, kuyu ve ağaçlar için 62.422.900.000 TL. bedel arttırımı istenmiştir.
Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Bilirkişi raporlarında, kısmi kamulaştırma sonucu akaryakıt istasyonunun işletme bütünlüğünün bozulduğundan bahisle, kalan kısmın değeri, tarım arazilerine özgü yıllık net gelire, kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle 1.443.796.850.000 TL. bulunmuş ve arta kalan kesimde bu miktarın %2'si olan 28.875.937.000 TL. değer eksilişi olacağı sonucuna varılmış ve istem gibi 5.000.000.000 TL. değer azalışı hesaplanmıştır. Yıllık net gelir belirlenirken de, vergi beyanıyla yetinilmeyip, bir takım faraziyelere dayanılarak fahiş bir değere erişilmiştir.
Kamulaştırma Yasasının 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde bunun, kalan kısmın 11. maddede belirtilen esaslar çerçevesinde takdir edilecek bedeli üzerinden hesap edileceğini öngörmektedir.
Aynı Yasanın 11.maddesinin (f) bendi, yalnızca tarım arazilerinin bedelinin saptanmasında yıllık net ürün gelirinin esas alınacağını kurala bağlamıştır. Kamulaştırılan taşınmaz ticari işletme ya da sınai kuruluş niteliğinde de olsa değeri, yıllık net gelir esas alınarak değil, zemin değerine üzerindeki yapı ve tesislerin 11. maddenin (h) bendi uyarınca belirlenecek değeri eklenmek suretiyle bulunur. Şu halde, kamulaştırmadan artan kısmın değerinin, zemin bedeline, üzerindeki yapıların kamulaştırma tarihindeki resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek bulunacak yapı maliyet fiyatları eklenmek suretiyle saptanması ve bu değerin belli bir oranının kıymet eksilişi olarak kabul edilip kamulaştırılan kısmın değerine ilavesi gerekir.
2- Bilirkişi kurulları işletmenin yol inşaatı, yıkma ve yeniden yapma için 120 güne ihtiyaç olduğunu, bu sürede satışların %50 oranında düşeceğini ileri sürerek, 9.493.458.720 TL. kazanç kaybı olacağından bahisle, kamulaştırma bedeline bu miktarı da eklemişlerdir. Kamulaştırma Yasası, kamulaştırma halinde değer biçilecek hususları tek tek saymış, bunlar arasında böyle bir tazminata yer vermemiştir. Yasal dayanaktan yoksun tazminat isteminin reddi gerekir.
3- Bilirkişi kurulları, yol kotunun 1324 parselde 1,10 ve 1325 parselde 0,48 metre yükseltileceğini belirterek, kamulaştırma dışında kalan kısımda stabilize dolgu yapılması ve sıkıştırılması için yapılması gerekli dolgu bedeli olarak 3.120.516.000 TL.yı kamulaştırma bedeline eklemişlerdir.
Ancak, bu hesaplamanın dayanağı gösterilmemiştir. Yapılması gereken işlemle ilgili Bayındırlık Bakanlığınca yayınlanan yapı birim maliyet cetvelinin getirtilip raporun denetlenmesi gereklidir.
4- Kamulaştırma Yasasının 15. maddesi, taşınmaz malın kıymetinin bilirkişi marifetiyle tesbit edileceğini öngörmekle birlikte, bilirkişilerin denetimi ve yapılan değerlendirmelerin çevre gerçeklerine uygunluğunu sağlamak görevi ilk planda ve öncelikle çevreyi ve kamulaştırma konusu taşınmaz malı tanıyan ve bu konuda, Anayasanın 138. maddesine göre Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre nihai hükmü verecek olan hakime aittir. Nitekim 2942 Sayılı Yasanın 15. maddesi; bilirkişi kurulu tarafından belirlenen bedelin isabetli olup olmadığını takdir yetkisini hakime vermiştir. Bilirkişinin oy ve görüşlerinin hakimi bağlamayacağı yolundaki HUMK. nun 286. maddesi gözönüne alınarak, karar her türlü çelişki ve uyumsuzluklar giderildikten sonra verilmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kurullarından bozma nedenlerine uygun ek raporlar almak, raporların bozmaya uygunluğunu denetlemek, bilirkişilerin görüşlerinde ısrar etmeleri halinde, gerekirse yeniden bilirkişi kurulları oluşturarak hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy