(213 S. K. m. 296) (743 S. K. m. 722) (2942 S. K. m. 14)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsilli istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Kamulaştırılan taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edilmiş olup, Kamulaştırma Yasası'nın 14. maddesinin, malik ve zilyet yanında tebligat yapılmasını öngördüğü diğer ilgililere de bedel arttırımı davası açma hakkı tanınmış olmasına dayalı olarak, intifa hakkı sahibine yapılan tebligat üzerine açılan bedel arttırımı davasında, davacı lehine 1.422.427.833. TL'sine hükmedilmiş olup, bu paranın milli bankalardan birine yatırılarak faizinin kendisine ödenmesine karar verilmiştir. Bu miktardan 237.071.306 liralık bölümünün bu davanın davacısı ve paydaş olarak çıplak mülkiyet hakkı sahibi İ.S.'nin payının karşılığı olduğu, B.... Belediye Başkanlığı'nın 11.11.1999 günlü yazısından anlaşılmaktadır.
Çıplak mülkiyet hakkı sahibi davalıya tebligat çıkarılmamış, davacı kamulaştırmayı yeni öğrendiğini beyan ederek 12.8.1997 tarihinde kamulaştırma bedelinin arttırılması için bu davayı açmıştır. İntifa hakkı sahibinin açtığı davada taşınmaz 4.2.1997 tarihi itibarıyla değerlendirilirken, çıplak mülkiyet hakkı sahibinin açtığı davanın 12.8.1997 tarihi itabırayla değerlendirilmesi sonucu, aynı arsa payı için 438.082.500.- TL artışa hükmedilmiş ve bu paranın da milli bankalardan birine yatırılarak faizinin intifa hakkı karşılığı P.'ye ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
İntifa hakkı sahibi P. bedel arttırım davası açmış olmasına, arttırılan bedelin bankaya yatırılarak faizinin kendisine ödenmesine karar verilmiş bulunmasına göre, artık sonradan çıplak mülkiyet sahibinin açtığı ve aradan geçen zaman nedeniyle daha yüksek meblağa ulaşan kamulaştırma bedelinin faizinden yararlanma hakkı yoktur.
Somut olayda, intifa hakkı sahibinin açtığı bedel arttırımı davası üzerine davacı çıplak mülkiyet hakkı sahibi S.'nin payına tekabül eden 237.071.306.- TL'nin intifa hakkı sona erdiğinde bu davacıya ödenecek olmasına göre, mükerrer ödemeye meydan vermemek için, çıplak mülkiyet sahibinin açtığı davada belirlenen kamulaştırma bedelinden, intifa hakkı sahibinin açtığı davada hükmolunan 237.071.306.- TL'sinin mahsup edilmesi gerekir.
Aynı biçimde Medeni Kanunun 722. maddesi kamulaştırma halinde intifa hakkının bedele intikal edeceğini öngörmekte ise de intifa hakkı sahibinin açtığı dava sonucu faizinden yararlanılacak bedel belirlenmiş olmasına göre, artık çıplak mülkiyet hakkı sahibinin açtığı davada hükmolunan miktardan intifa hakkı sahibinin yararlandırılması söz konusu olmamalıdır.
İntifa hakkının kalkmasından sonra çıplak mülkiyet hakkı sahibine ödenmesi gereken miktarın hemen ödenmesi durumunda ise davacı sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Bu sakıncayı önlemek için, 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın intifa haklarının değerlendirilmesine ilişkin 296. maddesinin kıyas yoluyla uygulanması suretiyle intifa hakkı sahibinin yaşı esas alınıp, çıplak mülkiyet hakkı karşılığı olan değerin belirlenmesi ve bu bedelin davacıya ödenmesi hakkaniyet kurullarına uygun düşecektir.
İntifa hakkı sahibinin açtığı dava ile kamulaştırma bedelinin arttırılmasına karar verilmiş olmasına, böylece kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin davalı idarece ödenmiş bulunmasına göre çıplak mülkiyet hakkı sahibinin açtığı dava ile idarenin yeniden kamulaştırma bedeli ödemek zorunda bırakıldığı düşünülebilirse de 2942 sayılı yasanın 14. maddesinin çıplak mülkiyet sahibi ve intifa hakkı sahibine ayrı ayrı dava açmak hakkı tanınmış bulunmasına, kamulaştırma belgelerini değişik zamanlarda tebliğ etmek suretiyle bu duruma idarenin sebebiyet vermiş olmasına, her davanın iddia ve savunmaya göre kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekmesine göre, çıplak mülkiyet hakkı sahibinin dava hakkının daha önce intifa hakkı sahibi tarafından açılan dava ile ortadan kalktığını kabul etmek, 14. maddenin öngördüğü düzenlemeye uygun olmaz.
Bundan ayrı, emsal alınan taşınmaz imar parseli olup dava konusu taşınmaz kadastro parseli olduğu ve bu konuda ek rapor da alındığı halde, dava konusu taşınmazın bedelinden düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda bir indirim yapılmamış olması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy