(743 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde Arslan olan soyadının Göktürk olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ve cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı; kızlık soyadı Arslan iken evlenmekle Elmadağlı soyadını aldığını, 1995 yılında boşanınca tekrar kızlık soyadına döndüğünü, babasının kendisini iki yaşında terk ettiğini, o zamandan beri kendisi ile ilgilenmediğini, bu sebeple onun soyadını taşımak istemediğini, esasında çevrede Göktürk soyadı ile tanınıp bilindiğini ve böyle çağrıldığını, bu farklılığın kendisini mağdur ettiğini ileri sürerek soyadının Göktürk olarak düzeltilmesini talep ve dava etmiş; dinlenen tanıklar dahi davacının bu iddiasını doğrulamışlardır.
Medeni Kanunun 26. maddesine göre, haklı sebebin varlığı halinde soyadının değiştirilmesi mümkün olup, Yargıtay uygulamalarında da kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı ismi ile anılmayı istemesinin haklı sebep teşkil ettiği kabul edilmiştir. Çünkü herkes etrafınca tanındığı ve çağrıldığı soyadını yasaya aykırı olmadıkça resmen ve kayden taşımak hakkına da sahiptir.
Bu nedenle, yasal bir sakınca da bulunmadığı halde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, varit görülmeyen gerekçelerle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, 02.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy