(3194 S. K. m. 18) (2942 S. K. m. 11, 15) (YİBK. 17.04.1998 T. 1996/3 E. 1998/1)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilerek ona göre değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamış mücerret bilirkişilerin beyanına itibar edilmiştir.
Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.4.1998 gün ve 1996/3-1998/1 Sayılı Kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
Bu hususlar Belediye Başkanlığından ve diğer ilgili mercilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazın arsa niteliğinde olup olmadığının saptanmamış olması,
2- Bilirkişi raporlarında somut emsal olarak alınan 28 parselin 4.10.1996 tarihli, 27 parselin de 4.5.1998 tarihli satışına esas alıcısını-satıcısını ve satış bedelini gösterir şekilde tapu kayıtlarının getirtilip bilirkişi raporlarının denetlenmemiş olması,
3- Dava konusu taşınmazın somut emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Kanununun 18. maddesinin 2.fıkrası hükmü uyarınca düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerekip gerekmediğinin tespiti bakımından bu taşınmazların imar düzenlemesi sonucu oluşup olmadığının Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmamış olması,
4- İrtifak hakkı tesis edilmek amacıyla yapılan kamulaştırma işleminde bedel, irtifak hakkı tesisinden önceki değer ile irtifak hakkı tesis edildikten sonraki değer arasındaki farktan ibarettir. Taşınmazın niteliğine göre Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin 3.fıkrası hükmü gereğince taşınmazın tamamının bir bütün olarak değeri tespit edildikten sonra, aynı maddenin son fıkrası uyarınca irtifak kurulması nedeniyle taşınmazda meydana gelecek değer düşüklüğünün oranı, taşınmazın cinsi, niteliği, kullanım şekli, irtifak hakkının niteliği (boru hattı, enerji nakil hattı vs.) taşınmazda kapladığı alan ve yeri, istikameti dikkate alınarak belirlenir.
Bu esaslar dikkate alındığında dava konusu taşınmazda değer kaybının en fazla %4 oranında olması gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
5- Dava konusu taşınmaz 10.6.1997 tarihinde kamulaştırılmış olup, kamulaştırma evrakı davacıya 22.10.1998 tarihinde tebliğ edilmiş ve dava 6.11.1998 tarihinde açılmıştır. Davacı tarafın tebligat işleminin usulsüz olması nedeniyle geçersiz olduğuna ilişkin iddiası mahkemece kabul edilmiştir. Buna göre Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 13.fıkrası hükmüne göre kamulaştırma kararının tamamlanmasından itibaren bir yıldan fazla zaman geçtiği için değerlendirmenin dava tarihine göre yapılması gerektiği dikkate alınmadan birinci bilirkişi kurulunun daha önceki bir tarihi değerlendirme tarihi olarak alması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, eksik bilgi ve belgeler getirtildikten sonra dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunun tespiti halinde yukarda sözü edilen 5 numaralı bozma doğrultusunda birinci bilirkişi kurulundan, diğer bozma sebepleri doğrultusunda her üç bilirkişi kurulundan da ek raporlar almak; taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğunun tespiti halinde ise Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 4.fıkrası uyarınca yeniden oluşturulacak bilirkişi kurullarından raporlar almak ve hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy