(1086 S. K. m. 284)
Dava dilekçesinde vakıf yöneticilerinin azli istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesi davacı vekili, davalılar Mustafa Nazlıoğlu, H.Mahmut Haboğlu, R.Nihat Bayramoğlu, Sedat Rıfat Doyum, O.Ceyhan Görgülü, Hüseyin Özmen, Metin Akpınar, A.Nevzat Sayın, Cengiz Aykurt, Erdem Kılıç, Erdoğan Varol, Özdemir Ünsal, Musa Araklı, Ahmet Bilmez, Semih Boyacıgil, İ.Erdal Mazlum, İzzet ünlü, H.İbrahim Mısırlı, Sezai Yörük, Mustafa Camgöz, F.Nevzat Özalp, Bilge Sönmez vekilleri tarafından istenilmiş olup, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalılar Mustafa Nazlıoğlu, H.Mahmut Haboğlu, R.Nihat Bayramoğlu, Sedat Rıfat Doyum, O.Ceyhan Görgülü, Hüseyin Özmen, Metin Akpınar, A. Nevzat Sayın, Cengiz Aykurt, Erdem Kılıç, Erdoğan Varol, Özdemir Ünsal, Musa Araklı, Ahmet Bilmez, Semih Boyacıgil, İ.Erdal Mazlum, İzzet ünlü, H.İbrahim Mısırlı, Sezai Yörük, Mustafa Camgöz, F.Nevzat Özalp, Bilge Sönmez vekilleri tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile talep edilmiştir. Taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalı Asillerden S.Rıfat Doyum, R.Nihat Bayramoğlu, Orhan Ceyhan Görgülü, Erdoğan Varol, Mustafa Nazlıoğlu, H.Mahmut Haboğlu, Metin Akpınar, Semih Boyacıgil ile bir kısım davalı vekilleri Av. H. Hilmi Yılmazer, Av. Özcan Çetiner ve davacı Vekili Av. Hatice Tanrıverdi geldiler. Gelen Asiller ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- 11.12.1996 tarihinde Ziraat Yatırım ve Menkul Değerler A.Ş.ye 25.000.000.000 TL. sermaye ile %1 oranında ortak olunduğu, bu işletmeden herhangi bir kar elde edilmediği gerekçesiyle o tarihteki vakıf yöneticilerinin azline karar verilmiş ise de, yapılan yatırım nedeniyle vakıf yöneticilerinin kusuruyla zarar edildiği ispatlanamadığı gibi vakfın %1 oranındaki payı itibariyle yönetimde gerektiği şekilde idare ve söz hakkına sahip olmadığı ve ortak olunan şirketten sermaye karşılığı faiz istenemeyeceği gözetilmeden azil isteminin kabulüne karar verilmiş olması,
2- Bölümler arası cari hesapların sosyal güvenlik bölümü aleyhine geliştiği, devamlı surette alacak bakiyesi verdiği ve cari hesaplara faiz uygulanmadığı gerekçesiyle davacı tarafın talebi kabul edilerek vakıf yöneticilerinin azline karar verilmişse de, cari hesaplar, işletmenin tüm giderlerinin karşılandığı ve devamlı surette nakit hareketlerinin yoğun olduğu bir hesap türü bulunması nedeniyle alacak bakiyesi vermesinin ve faiz işletilmemesinin doğal olduğu dikkate alınmadan bu istemin de kabul edilmesi,
3- Vakıf üyelerine düşük faizle kredi verilerek vakfın zarara uğratıldığı yönündeki davacı talebi kabul edilerek düşük faizle kredi verilen döneme ait vakıf yöneticilerinin azline karar verilmiştir. Vakıf senedinin 30-2-B-a maddesinin ikinci paragrafında; Sosyal Güvenlik Yardımı için toplanan aidatlar ayrı bir hesapta biriktirilmek ve ayrı bir muhasebe ile yürütülmek mecburiyetindedir. Bu paralardan, üyelere en yüksek mevduat faiz oranından daha düşük bir orandaki faiz ile borç ve kredi verilemez denilmektedir. Alınan bilirkişi ek raporunda 1998 ile 2000 yılı arasında 39.949 kişiye destek ve konut kredisi olmak üzere toplam 27.356.170.000.000 TL. kredi kullandırıldığı, faiz oranının %4 ile %4,5 arasında değiştiği, bunun da mevduat faizinden daha düşük oranda olduğu belirtilmiştir. Vakıf senedinin yukarıda sözü edilen 30-2-B-a maddesinde ...sosyal güvenlik bölümü için toplanan aidatlardan... en yüksek mevduat faizi oranının altında bir oranla kredi verilemeyeceğine işaret edildiğine göre, üyelere verilen bu kredilerin vakıf senedinde sözü edilen ve sadece aidatlara ilişkin olan hesaptan verilip verilmediği araştırılıp tespit edilmeden; söz konusu kredilerin, vakfın aidatlar dışındaki diğer nakit varlıklarından verilmiş olması halinde bunları veren yöneticilerin herhangi bir sorumluluklarının bulunmayacağı gözetilmeden, bu dönemdeki vakıf yöneticilerinin azline karar verilmesi,
4- Kendi isteği ile vakıftan ayrılan Pınar Sinem Özalp, İsmail Haboğlu ve Yasemin Özselçuk'a İş Kanunu ve vakıf senedine aykırı olarak kıdem tazminatı ödemek suretiyle vakfı zarara uğrattıkları gerekçesiyle ilgili yönetim kurulu üyelerinin azline karar verilmiştir. Dosya içerisine getirtilen belgelerden, 15.4.1998 tarihli yönetim kurulu kararıyla Vakıf İşletmeler Müdürü İsmail Haboğlu'nun; 16.6.1998 tarihli yönetim kurulu kararıyla da Yasemin Özselçuk'un görevden ayrılmasının kabulüne ve bu şahıslara kıdem tazminatı ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Yönetim kurulu kararıyla işine son verilen bu kişilere kıdem tazminatı ödenmesine karar verilmesi yasa gereğidir. Bunlardan İsmail Haboğlu'nun 28.4.1998, Yasemin Özselçuk'un da 18.6.1998 tarihlerinde yani görevlerine yönetim kurulu kararıyla son verilmesinden sonra istifa etmiş olmalarının kıdem tazminatı ödenmesine karar vermiş olan yöneticilerin sorumluluğunu gerektirmediğinin düşünülmemesi, yine 11.11.1997 tarihli yönetim kurulu kararıyla istifa eden Pınar Sinem Özalp'e, ihbar tazminatı ödenmemesi, vakıf yöneticilerinin vakfı zarara uğratmak kastıyla hareket etmediklerini gösterdiğinden mahkemece davacının bu yöndeki isteminin reddi yerine, kabulüne karar verilmesi,
5- Alınan bilirkişi kurulu ek raporunda, 29.8.1993 tarihli yönetim kurulu kararıyla %17 hisse ile Kotem A.Ş.ye ortak olunduğu, bu şirketin ek hisse senetlerinin alınması suretiyle 7.3.1997 tarihi itibariyle vakfın hissesinin %68 oranına çıkartıldığı ve bu tarih itibariyle şirketin kar etmediği belirtilmiştir. Mahkemece, zarar eden bir firmanın hisse senetlerinin Vakıflar Genel Müdürlüğünün izniyle de alınması suretiyle vakfın zarar ettirildiği gerekçesiyle bu dönemde görev yapan vakıf yöneticilerinin azline karar verilmiştir.
29.6.1990 tarih 5051 sayılı Vakıflar Genel Müdürlüğü Genelgesinde, borsaya kote olmamış bir şirketin hisselerinin alımında Vakıflar Genel Müdürlüğünün izninin alınması gerektiği belirtilmiştir. Oysa, davaya konu Kotem A.Ş.nin hissedarlarından birisi de Ziraat Bankası personeli vakfıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün 9.12.1998 tarihli yazısında, vakfa ait iştiraklerin sermaye artırımı konusunda izin almaya gerek olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, zarar eden bir şirketin hisse senedinin alınmasıyla vakfın zarara uğratıldığı iddiası, Yargıtay'dan da geçmek suretiyle kesinleşen Ceza Mahkemesi Kararı karşısında ispatlanamamıştır. Kaldı ki, Kotem A.Ş.nin zarar etmiş olması yöneticilerinin kusurlu hareketlerinden değil, Bolu Tüneli'nin zamanında bitirilmemesinden kaynaklandığı dosya kapsamından anlaşıldığından, davacı tarafın bu yöndeki talebinin de reddi yerine kabulü,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda 3 numaralı bozmada sözü edilen ve üyelere düşük faizle verilen kredilerin vakıf senedinin 30-2-B-a maddesinde belirtildiği gibi toplanan aidatlardan verilip verilmediğinin tespiti için bilirkişi kurulundan ek rapor almak, bahse konu diğer bozma sebepleri de gözönünde bulundurularak hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalılar yararına takdir edilen 65.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 11.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy