(2942 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 163, 364)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve pul yokluğu nedeniyle duruşma talebi reddedildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, davacılara ait olup 379 ve 384 parselde tapuda kayıtlı taşınmazların davalı idare tarafından kamulaştırıldığını, takdir olunan değerin gerçek değeri yansıtmadığını açıklayarak, bu değerin 28.520.000.000 TL. daha arttırılmasını istemiş, davalı vekili de açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, komisyonun takdir ettiği bedelin yerinde olduğunu savunmuş, mahkeme, davacılar vekiline verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, karar davacılar vekilince temyiz olunmuştur.
Kesin süre; davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacında olan tarafın, bu davranışını önlemek için getirilmiş olan bir tedbirdir. Hakim'in tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, Hakim kendisinin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir (HUMK.madde 163). Eğer Hakim sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, tanıdığı süre içinde yapılması istenilen işlerin ne olduğunu, hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklaması ve kesin süreye uymamanın doğuracağı sonucu açık olarak anlatması, uyulmaması durumunda davanın reddedileceği yine açıkça bildirilmek suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekir.
Somut olayda, mahkeme , 11.5.2001 günü saat 10 dan itibaren bir fen bilirkişisi, bir mülk bilirkişi ve bir mühendis eşliğinde keşif yapılmasına, keşif avansı olarak; mahkeme heyeti için 19.500.000 TL, fen bilirkişisi için 12.000.000 TL., mühendis için 20.000.000 TL, mülk bilirkişisi için 5.000.000 TL. ve araç için 15.000.000 TL. olmak üzere toplam 71.500.000 TL. keşif avansını yatırması için davacılar vekilince 10 günlük kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları ihtar edilmeksizin duruşmanın 15.5.2001 günü saat 9.30 a bırakılmasına karar verilmiştir.
Ancak, bu kararda belirlenen sürede işlemin yapılmaması halinde doğacak hukuki netice gösterilmediği gibi davanın bu nedenle reddedileceği konumunda davacı taraf uyarılmamıştır.
Mahkemenin bu nitelikteki ara kararının yukarıda anlatılan özellikleri taşımadığı ve bu nedenle de HUMK'nun 163 maddesinde öngörülen kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı açıktır.
Ayrıca davacılar vekili, istenen masrafları keşif gününden önce 7.5.2001 günü yatırmış olmasına rağmen tayin olunan günde keşif yapılmamış, bu masraflar belirlenen kesin süre içinde yatırılmadığı için keşfe gidilemediğine dair bir zabıt tanzim olunmuştur.
Keşif giderleri keşif gününden önce 7.5.2001 günü yatırıldığına göre 11.5.2001 günü yapılması kararlaştırılan keşfin yapılması imkansız hale gelmemiş, böylece kesin süreden beklenen amacın elde edilmesini önleyen bir sonuç ortaya çıkmamıştır. Bu durumda davacının kesin süreye uymayarak davayı uzatmak gibi bir amacının olmadığı da tartışılmayacak kadar açıktır.
O halde, kararlaştırılan keşif gününden önce masrafların yatırılmış olması da dikkate alınarak keşfin yapılıp sonucuna göre davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken davacının HUMK'nun 163.maddesi uyarınca verilen kesin süreye uymadığından söz edilerek davanın reddedilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmak- sızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy