(743 S. K. m. 74, 79, 81/A) (4721 S. K. m. 102, 103, 104, 105, 110, 112, 116) (2863 S. K. m. 10)
Dava dilekçesinde vakfın dağılmasına, malvarlığının K... Bakanlığına devrine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vakıf vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekili Av.Meral Yalçınkaya ile aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av.Bora Akbaş geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 8.6.2000 tarihinde açılan davada, -Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişinin 6.4.2000 tarihli denetim raporuna dayanılarak- 2863 Sayılı Yasasının 10. maddesi uyarınca kurulup mahkeme kararı ile tescil edilen, K... B.. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma, Değerlendirme ve Geliştirme Vakfı'nın, kanunla K.. Bakanlığına verilen ve gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurumu ve kuruluşlarına devri mümkün olmayan yetki ve görevleri amaç edinmesinin yasaya aykırılık teşkil ettiği ve ayrıca 1999 ve 2000 yıllarında mütevelli heyeti olağan toplantısını gerçekleştirememesi nedeniyle de Dernekler Yasasına aykırılık oluştuğu ileri sürülüp davalı Vakfın Türk Medeni Kanununu' nun 81/A maddesinin üçüncü fıkrası ve Tüzüğün 31. maddesi gereğince dağıtılarak mahkeme siciline tesciline ve malvarlığının K.. Bakanlığına devrine karar verilmesi istenilmiştir.
Davaya davacı yanında müdahil olarak katılan K.. Bakanlığı'nın temsilcisi hazine avukatı tarafından mahkemeye sunulan 7.2.2001 tarihli müdahillik dilekçesinde de, davacının ileri sürdüğü hususlarla birlikte vakfın kuruluş sermayesinin 75. yıl ödendiğinden karşılanmasının yasaya aykırılık teşkil edeceği ve genel kurul toplantılarını gerçekleştirememek suretiyle acz içine düştüğü ileri sürülerek vakfın dağılmasına ve mahkeme siciline tesciline yönelik davacı istemi tekrarlanmıştır.
Oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 21.5.2001 tarihli raporda da, Kültür Bakanlığının yetki ve görev alanına giren konuları kendi gaye ve faaliyetleri içine alan, Başbakanlığın 1998/28 sayılı genelgesine aykırı faaliyette bulunan ve mütevelli heyeti yeterli çoğunluk sağlanmadan toplanıp geçersiz kararlar almak durumuna düşen vakfın dağılması gerektiği görüşüne yer verilmiştir.
Mahkemece, müfettiş raporları ile dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle bilirkişi raporuna dayanılarak, Türk Medeni Kanununun 81/A ve Tüzüğün 31 inci maddeleri hükümleri uyarınca davalı vakfın dağılmasına, vakfın dağıldığının ilgili sicile tesciline ve mal varlığının Kültür Bakanlığına devrine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan dava konusu vakfa ait Vakıf senedinin giriş bölümünde, vakfın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 10 uncu maddesi ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulduğu belirtilmiş, kuruluşa dayanak yapılan 2863 sayılı yasanın sözü edilen maddesinde de, "Kültür ve T.. Bakanlığınca kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla, vakıf kurulabileceği" öngörülmüş olup, senedin, "Vakfın gayesi" başlığını taşıyan üçüncü maddesinde ve ayrıca vakfın faaliyetleri ile ilgili maddelerde yer alan hususların her birisi, yasanın geniş bir çerçeve içerisinde gösterdiği bu amaç kapsamında mütalaa edilebilecek niteliktedir. Bu bakımdan, vakfın amacının, kuruluşuna icazet veren 2863 sayılı yasaya aykırılık teşkil ettiği yolundaki iddia, tespit ve yorum tutarlı ve yerinde değildir.
Kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde vakıf kuruluşunu yasaklayan Başbakanlık genelgesinin, 2863 sayılı yasa ile tanınan yetki uyarınca Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan davalı vakfa bu yasal durum nedeniyle teşmili mümkün olamayacağından, bu hususun aykırılık olarak değerlendirilmesi de uygun görülmemiştir.
Öte yandan, davada uygulanması istenilen Türk Medeni Kanununun 81/A maddesinin üçüncü fıkrası ile Tüzüğün 31 inci maddesi hükümlerine göre bir vakfın dağıtılmasına karar verilebilmesi için gayesinin, Medeni Kanunun 74. üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık teşkil etmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarında, kurulan veya kurulacak olan bir vakfın vakıf senedinde, vakfın amacına ve bunun gerçekleştirilmesine yönelik olarak, Devletin faaliyeti kapsamında olan, başka bir deyişle kamu kurum ve kuruluşların görev ve yetkisinde bulunan hususlara yer verilmesinde, yasal bir engel olmadığı kabul edilmektedir. Zira vakıf, amacının gerçekleşmesi yönündeki çalışmalarını, ilgili yasa ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak ve gerekiyorsa yetkili ve görevli makamlardan izin almak suretiyle yapmak durumunda olup, amacı, kamu hizmetlerine yönelik bulunan bir vakfın faaliyetlerini de bu çerçevede düşünmek gerekir. O halde, davalı vakfın, amaç ve faaliyet alanının K.. Bakanlığının görev kapsamında oluşunun, Bakanlığın görev ve yetkisini müdahale ve yasaya aykırılık teşkil ettiği de söylenemez.
Ayrıca, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere; davalı vakfa ait vakıf senedi K.. Bakanlığı bünyesinde hazırlanmış, kuruluş sermayesi anılan Bakanlıkça karşılanarak vakfın kurulmasına imkan ve icazet verilmiş, vakıf senedini inceleyen davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü de tescil davasında mahkemeye vakfın tescilinde sakınca olmadığı görüşünü bildirmiştir. Hal böyle iken ve vakfın kuruluşundan sonra yasalarda değişen bir şey de olmadığı halde bu davada, davacı Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve müdahil Kültür Bakanlığının vakıf senedinin amacının kanunlara aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmeleri de ilginç bir çelişki oluşturmaktadır.
Davada ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda vakfın dağılmasına dayanak yapılan ve davalı vakfın mütevelli heyetinin yıllık toplantısının yapılamamış, yapılmamış yada geç yapılmış olması olgusu da, Türk Medeni Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrası anlamında vakfın dağıtılmasını gerektiren gayeye yönelik bir aykırılık teşkil etmediği gibi Medeni Kanunun 81/A maddesinin ilk fıkrası uyarınca vakfın dağılmış sayılması için gayenin gerçekleşmesini imkansız kılan nitelikte de değildir. Genel Kurul toplantılarına ilişkin bu aksamalar ancak, şartları varsa vakfın iyi yönetilmediği, vakıf yöneticilerinin yeterli olmadığı iddiasıyla Medeni Kanunun 79 uncu ve Tüzüğün 23 üncü maddesi uyarınca vakfın idare şeklinin değiştirilmesi veya yöneticilerin görevden uzaklaştırılması istemine dayanak yapılabilir ise de görülen dava böyle bir talebi içermemektedir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davalı vakfın dağılması veya dağıtılmasını gerektiren yasal koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 97.500.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy