(634 S. K. m. 16, 18, 19, 33) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yere müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı (asil) İrfan O. ile aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av.Abdulhamit Tanılır geldi. Gelen vekil ve asil'in sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davacıya ait müstakil konut ile davalı konutu arasında kalan boşluğa projeye aykırı olarak yapılan yapının yıkılması suretiyle müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir. Başlangıçta Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava bu mahkemenin görevsizlik kararı üzerine tevdi edildiği Sulh Hukuk Mahkemesince bakılıp sonuçlandırılmıştır.
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bunlardan 8.12.1998 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın kadastrol pafta üzerindeki durumu açıklanmış, tarafların konutlarına ilişkin mimari proje ve vaziyet planı uygulanmadan iki bina arasındaki boşluğa depo yapılmasında belediyenin sakınca görmediğinin belirtilmesiyle yetinilmiştir. Keza 19.4.1999 tarihli ikinci bilirkişi raporunda da ilk mimari projeye göre dava konusu edilen ilave yapının ortak yerde olduğu ancak belediyece uygun görülen değişiklik projesine göre bu yerin ortak yer olmaktan çıktığı belirtilmiş, taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulmasına esas alınan mimari projenin ve vaziyet planının uygulandığını gösteren açık bir kayda rastlanılmamıştır. İtiraz üzerine oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu tarafından mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan raporda da dava konusu ek yapının projeye aykırı olduğu belirtilmiş ve eski hale getirilmesi gereği vurgulanmış ise de, onaylı mimari projenin ve vaziyet planının yerinde uygulandığı konusunda ve projedeki durumunun ne olduğuna dair bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Yargıtay uygulamalarında bu tür müdahalenin önlenmesi davaların da, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmasında esas alınan onaylı projenin ve sonradan yapılan değişiklikler konusunda da bütün kat maliklerinin muvafakatı bulunması kaydıyla onaylı tadilat projesinin, varsa fotoğrafları ve detay projeleri de getirtilmek suretiyle uyuşmazlık konusu yerde bunların bilirkişiye uygulattırılması ve düzenlenecek bilirkişi raporlarında bu uygulamayla ilgili olarak, zemin kotu dahil projelerdeki durumun ne olduğu ve projeye aykırı olarak yapılan tadilat veya eklentilerin neler olduğunun ölçekli krokiye de bağlanmak suretiyle açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve mahkeme kararında da bu konulara ilişkin olarak varılan sonucun gerekçeleriyle birlikte ve ayrıntılı şekilde belirtilmesi, sağlıklı bir sonuca ulaşılması ve infazda duraksamaya yer verilmemesi bakımından aranmaktadır.
Dosya içerisinde davalının konutunun katlarını gösteren bir mimari proje mevcut ise de, binanın cephelerden görünüm ve detay projeleri mevcut olmadığı gibi birden çok yapının bulunduğu anagayrımenkul üzerindeki tüm yapıları ve bunların konumlarını gösteren onaylı vaziyet planına da dosya içerisinde rastlanılmamıştır.
Davaya konu olan ek yapının inşa edildiği zeminin, dava konusu ek yapıdan önceki durumunu ve seviyesini gösteren bir belge ve bilgi de dosyada mevcut bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarda belirtilen proje, vaziyet planı ve diğer belgelerin ilgili belediyeden getirtilip mahallinde bunların uygulanması suretiyle keşif yapılarak bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınıp, uygunluğu da denetlendikten sonra sonucuna göre ve infazda tereddüt uyandırmayacak açıklıkta bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy