(1086 S. K. m. 72, 73, 74, 75) (2942 S. K. m. 11, 12, 15)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vekili Av.Ö.Emre Aksoy ile aleyhine temyiz olunan davalı Vekili Av.Abit Aydoğan geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılıp raporlar alınmış ancak bu raporlara itibar edilmeyerek, kamulaştırılan taşınmazlara komşu olan bir taşınmazın eski tarihli bir kamulaştırma işlemi için belirlenen değerinden hareket ile dava reddedilmiştir.
Hukuk davalarında, iddia ve müdafaa ile tarafların ikame edip toplanan delillerine göre sonuca varılır. Kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen dikkate alınması gereken hususlar dışında hakim, tarafların ileri sürmedikleri "şeyi" veya iddia sebeplerini resen dikkate alamaz ve hatırlatamaz. Hukuk davasının bu nitelikleri, hukuk davasının, benzerlikleri dahi olsa diğer davaların sonuçlarıyla bağlı kalınmaksızın davanın çözümlenmesini sağlar.
Kamulaştırma bedelinin arttırılması ve azaltılmasına ilişkin davalarda Kamulaştırma Kanununun özellikleri itibariyle bir çok hususta hakim resen hareket etmek durumunda ise de bu husus, yukarıda sözü edilen özellik itibariyle, eski tarihli kamulaştırma işlemleri kapsamında yer alan taşınmazlarla ilgili davalarda varılan sonuçların, benzer davalarda aynen uygulanmasını gerektirmez. Bu davalarda verilmiş ve derecattan geçerek kesinleşmiş hükümler, varılan sonuçlar, benzer davalarda dikkate alınabilir ve komşu taşınmazların malikleri tarafından açılan davalarda belirlenmiş sonuçlar (m2 fiyatı vs.) "delil" olarak değerlendirilebilir ise de, bunların bu şekilde değerlendirilebilmesi ve verilecek hükme dayanak teşkil edebilmesi, tahkikatın tüm yönleri ile ikmal edilmiş olmasına bağlıdır. Bu değerlendirme mahkemece resen yapılacak hesapla değil, tüm deliller toplandıktan sonra mahkemenin istemi üzerine ek bilirkişi raporlarında yapılacaktır. İddia ve müdafaa yönlerinde tüm deliller toplanmadan, önceki kamulaştırma işlemlerinde veya davada varılmış sonucun görülmekte olan davaya uygulanması hatalı olur.
Kamulaştırma Kanunu, kamulaştırılan taşınmazın değerini kanunun 11.maddesindeki esaslar çerçevesinde belirlenen yetki ve görevini bilirkişi kuruluna vermiş olduğundan, bilirkişi kurulunun bu yetki ve görevi kapsamında belirlediği değeri tamamen dışlayarak resen yapılan hesaplamalara dayalı olarak hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olacaktır.
Diğer taraftan mahkemece hükme esas alınan değer, komşu 305 nolu parselin 8.11.1989 tarihli bir kamulaştırma işlemi sonrasında mahkemece belirlenmiş olan değeri de olmayıp, sözü edilen parselin o kamulaştırma işleminden arta kalan kesiminin kamulaştırma Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrası gereğince belirlenen değeridir. 80.000 TL/m2 olan bu değer de Malatya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/120 esas sayılı dosyasında görülen bedel artırımı davasına konu olmuş ve dosyada mevcut olan 13.7.1994 tarihli ve tarihsiz bilirkişi kurulu raporlarında 6.7.1993 tarihi itibariyle 1.602.169 TL/m2 ve 1.600.169 TL/m2 değer belirlenmiştir. 305 parsel numaralı taşınmazın eski kamulaştırılmasıyla ilgili olarak açılmış olan 1990/546 esas sayılı davada ise kıymet takdir komisyonunun belirlediği 80.000 TL/m2 değer 8.11.1989 tarihi itibariyle 128.928 TL/m2'ye yükseltilmiş ve bu değer üzerinden verilen karar kesinleşmiştir.
O halde mahkemece resen yapılan hesaplamada dayanılan 80.000 TL/m2 değerin, bu yönüyle de hesaplamada esas alınma niteliği bulunmamaktadır.
Öte yandan sözü edilen 305 parselle ilgili davalarda değerlendirmeye esas alınmış olan 8.11.1989 ve 6.7.1993 tarihleri ile kamulaştırılan taşınmazlarla ilgili olan değerlendirme tarihi (23.6.1999) arasında yaklaşık 6-10 yıllık süreler bulunmaktadır. Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür ve taşınmaz mal fiyatlarında görülen değişimler sebebiyle önceki davalarda belirlenen değerlerin sadece endekslenmesi ile de gerçekçi sonuçlara ulaşılamayabilecektir. Aradan geçen bu denli uzun sürelerde, emsal alınan taşınmaz ile davalara konu edilen taşınmazın değerlerinde, yeni cadde veya sokak açılması, imar planı değişikliği, ticari hayatın gelişmesi vb. gibi bir çok etkene bağlı olarak endeksler ile karşılanamayacak ve açıklanamayacak olan değişiklikler gerçekleşebilmektedir.
Bundan ayrı, kamulaştırılan taşınmazların bulunduğu mahaldeki imar durumu ile emsal taşınmazın imar durumu arasında inşaat izni (yapılabilecek kat adedi) açısından ortaya çıkan çelişkilerin de Belediye İmar Müdürlüğünden ayrıca ve açıkça sorulup giderilmesi, emsal taşınmaz ile kamulaştırılan taşınmazların bulundukları cadde veya sokaklara göre belediye tarafından belirlenmiş olan emlak vergisine esas birim fiyatların da dosyaya getirtilmesi gerekmektedir.
Bu hususlar dikkate alınmadan, bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmeler dışlanmak suretiyle resen yapılan hatalı hesaplamalara dayalı olarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, kamulaştırma bedelini tespit etme yetki ve görevinin esas olarak bilirkişi kuruluna ait olduğu, bilirkişi kurulu tarafından raporlarında yapılan değerlendirmelerde saptanacak olan hata ve eksikliklerin yine bilirkişilerden alınacak ek raporlar ile giderilmesi gerektiği dikkate alınarak yukarıda açıklanan eksiklikler de giderildikten sonra bilirkişi kurullarından, yapmaları gereken değerlendirme esasları ve dikkate almaları gereken hususlarda açıklanarak ek raporlar istenmeli, bu ek raporların bozma ilamına ve mahkemece belirtilen hususlar ile usul ve yasaya uygun olup olmadıkları denetlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy