(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m. 20, 22)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava,ortak gider borcunun ödenmemesi nedeniyle haklarında icra takibinde bulunulan davalıların vaki itirazlarının iptali ile icranın devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalılardan Abdulgani kat irtifaklı 2 nolu bağımsız bölümün irtifak hakkı sahibi, diğer davalı da aynı yerin kiracısıdır. Davalılar vekili, 11.7.2001 tarihli savunma dilekçesinde aidat ve ortak gider borçlarının yokluğunu ileri sürmemiş, müvekkillerinin binada güneş enerji sistemi kurmak isteklerine karşı çıkılmış olması nedeniyle aidat borçlarını ödememe yoluna gittiklerini bildirmiştir.
Yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da davalıların 2 nolu bağımsız bölüm için 127.900.000 TL. aidat borçlarının bulunduğu ve gecikme tazminatı ile birlikte toplam 291.750.000 TL. borçlu bulundukları belirtilmiştir.
Kat Mülkiyeti Kanununun 20 ve 22. maddesi hükümleri uyarınca, anagayrimenkulün ortak yerlerinin bakım, koruma ve onarımı ile yönetim aylığı gibi diğer giderlerden bağımsız bölüm maliki ile aynı bağımsız bölümden kira akdi, sükna (oturma) hakkı veya başka bir sebebe dayanarak faydalananlar müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
Somut olayda, 2 nolu bağımsız bölümün irtifak hakkı sahibi olan davalı Abdulgani ile, aynı bağımsız bölümden kira akdine dayanarak yararlanan diğer davalı Tülay, dava konusu giderlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunmaktadırlar.
Yargıtay uygulamalarında, ortak giderlerle ilgili olarak işletme projesi yada bu hususta verilmiş kat malikleri kurulu kararlarının sorumlulara tebliğ edilmemiş olması bir noksanlık olarak kabul edilmekte ise de, yönetim hizmetlerinin yürütülmesi için masraf yapılmış ve bunlardan kat maliklerinin veya bütün bağımsız bölüm malikleri ile diğer sorumlularının faydalanmış bulunmaları durumunda genel hükümler çerçevesinde bu giderlere katılmaları gerektiği kabul edilmektedir. Başka bir deyişle işletme projesinin tebliğ edilmemiş ve kesinleşmemiş bulunması bunları sorumluluktan kurtarmaz. Ancak, tespit edilecek ortak gider borçlarının ödenmemesinden doğan gecikme tazminatının, bu borçların işletme projesine göre ödenmesi gereken tarihten değil icra takibi üzerine ödeme emrinin tebliğinden itibaren yürütülüp hesaplanması gerekir.
Hal böyle iken mahkemece tarafların iddia ve savunmalarına göre apartman yönetiminin defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu esas alınarak bir hüküm kurulması gerekirken işletme projesinin kesinleşmediği gerekçesi ile davanın red edilmiş olması, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy