(634 S. K. m. 10, 12, 14)
Dava: Dava dilekçesinde kat irtifakı tesisiyle ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davalıyla müştereken malik bulundukları anagayrimenkul üzerindeki yapıda davalının kat irtifakı kurulmasına yanaşmaması nedeniyle fiili paylaşım esas alınmak suretiyle kat irtifakı kurularak ortaklığın giderilmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, mahallinde keşif yapılarak davaya konu anayapının 1986 onay tarihli mimari projesi de değerlendirilmek suretiyle bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmış, yapının özellikle bodrum katlarının projeye uygun bulunmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen bu aykırılık ayrı bir projeyle tespit ettirilmeden ve fiili durum esas alınarak iki bodrum, bir zemin ve iki normal kattan oluşan binadaki 9 adet bağımsız bölüm davacılar ile davalıya tahsis edilmek suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş; kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması yolunda bir hüküm tesis edilmemiştir.
Kat Mülkiyeti Kanununun 10.maddesinin son fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarında mirasçılardan veya ortak maliklerden biri, paylaşmanın, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle yapılmasını isterse hakimin öncelikle yapının kargir nitelikte olduğunu ve paydaşlardan her birine en az bir bağımsız bölüm özgülenmesine elverişli bulunduğunu tespit etmesi halinde o gayrimenkulün mülkiyetinin, 12.maddede yazılı belgeleri de tamamlattırıp kat mülkiyetine çevrilmesi ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar vermesi mümkün bulunmaktadır. Anılan yasanın 14.maddesi uyarınca kat irtifakı kurulması anagayrimenkulün maliki veya maliklerinin tapuya başvurmak suretiyle idari bir işlemle gerçekleşmesi gerektiğinden mahkeme hükmüyle kat irtifakı kurulması sağlanamaz ise de, davada ortaklığın giderilmesi istenildiğinden irtifak kurulması yolundaki istemin kat mülkiyeti kurulması olarak algılanıp değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davaya konu bina, kargir nitelikte ve paydaşların her birisine en az bir bağımsız bölüm isabet edecek sayıda bağımsız bölümleri bulunan bir yapı özelliğinde olduğundan üzerinde kat mülkiyeti kurulmasına elverişlidir.
Bu durumda mahkemece öncelikle binanın onaylı projesine aykırı durumları içeren onaylı bir röleve proje olup olmadığının taraflara ve belediyeye sorulup araştırılması, mevcut değilse, ilgili belediyeden sorularak yapının bu haliyle imar mevzuatına ve bulunduğu yerin imar durumuna aykırılık oluşturmadığı saptandığı takdirde mevcut fiili durumunu yansıtan projenin hazırlattırılıp, ilgili İmar Müdürlüğünün onayının ve buna bağlı olarak oturma izin belgesinin alınması ve ayrıca Kat Mülkiyeti Yasasının 12 nci maddesinde sayılan diğer ( eksik ) belgelerin tamamlattırılması için davacılara yetki ve yeterli süre verilmesi bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde de, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün ( konumu, yüzölçümü, kullanım amacı ve eklentileri yerinde incelenip irdelenerek ) değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması, her bir paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölüm veya bölümlerin ortaklık isteyen paydaşlar adına ya da isteyen olmadığı takdirde pay oranları da gözetilerek resen bir veya birkaç paydaşa özgülenerek diğer paydaşlara ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, malikleri gösteren liste ve yönetim planı gibi belgeleri paydaşların imzalamaktan kaçınması halinde bunlar imzalanmış sayılarak tahkikatın ikmal edilmesinden sonra kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi, belirtilen koşulların oluşmaması halinde ancak, satış yoluna gidilmesi gerekirken yukarıda açıklanan hususlar yerine getirilmeden eksik inceleme ile satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy