(4721 S. K. m. 101, 112, 113)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmaları istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekilleri tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı ( asil ) Turgay Demirel ile Davalı vekilleri Levent Bıçakçı ve Av.Sulat Ballar ile aleyhine temyiz olunan davacı Vek.Av.Serhat Yener geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davalı vakfın dosya içerisinde bulunan vakıf senedinin 4. maddesinde her türlü bağış, vakıf gelirleri arasında sayılmış ve resmi kurum ve kuruluşlardan vakfın bağış kabul edemeyeceğine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü davada dayanak yaptığı Vakıflar Genel Müdürlüğünün 21.9.1997 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan "Türk Medeni Kanununa Göre Kurulan Vakıflar Hakkında tebliğ"in B maddesinin 8. paragrafında kamu kurum ve kuruluşlarının Mahalli İdareler, Meslek Odaları, Sendikalar ile Üniversitelerce bünyelerinde kurulan vakıflara yaptıkları hizmetler için herhangi bir para ve mal aktarılamayacağı belirtilmiş, keza Vakıflar Genel Müdürlüğünün 21.9.1998 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 5. maddesinin 2. paragrafında da aynı nitelikte yasak getirilmiştir. Başbakanlık Genelgesine atfen sayılan bu yasaklar resmi kurum ve kuruluşlara yönelik olup, vakıflar yönünden bu tür bağışları kabul edemeyecekleri hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Türk Medeni Kanununa Göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 23. maddesinin ilk fıkrasında vakıf yöneticilerinin vakıf senedindeki şartlarla yürürlükteki kanun ve nizamlara uymak ve genel olarak basiretli bir idareci gibi hareket etmek zorunda oldukları belirtilmiş, maddenin 1 nolu bendinin ( g ) ila ( k ) bentlerinde de vakıf yöneticileri yönünden getirilen yasaklar sıralanmış ve devamında da bu yasaklara uymayanların Vakıflar Genel Müdürlüğünün yapacağı başvuru üzerine yetkili Asliye Hukuk Mahkemesince duruşma yapılarak görevden alınabileceği belirtmiştir. Anılan tüzüğün 24. maddesinin son cümlesinde de görevden alınan vakıf yöneticilerinin bir daha hiçbir vakfın yönetiminde görev alamayacakları öngörülmüştür.
Somut olayda, Vakıflar Genel Müdürlüğünün söz konusu tebliğinde kamu kurumlarının bağış yapma yasağına ilişkin hükmü davalı vakfın vakıf senedinde henüz yer almamış ve vakıf yöneticilerinin ayrıca tüzüğün sözü edilen 23. maddesinde özel olarak sayılan bentlerinde yazılı hususlara aykırı herhangi bir davranışları saptanmamış iken, vakfın malvarlığını artıran bağışların kabul edilmesinin basiretli bir idareci davranışı olmadığı şeklinde nitelendirilip vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmalarına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalılar yararına takdir edilen 97.500.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 5.4.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy