(1086 S. K. m. 275, 388, 389) (634 S. K. m. 20)
Dava: Dava dilekçesinde 2.160.711.945 TL. alacağın aylık %10 gecikme tazminatı, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Üzerinde kat mülkiyeti kurulu bulunan binada 10 numaralı bağımsız bölümün 1/2'şer paya sahip malikleri Mümin ... ve eşi Rüküş Nebahat ...'nun sırasıyla 1985 ve 1987 yıllarında ölümlerinden sonra apartmanın ortak giderlerinden paylarına düşen 647.326.946 TL.yı ödemediklerinden dolayı mirasçılık belgelerine göre 18/32 paya sahip Hazine ve toplam 14/32 paya sahip diğer mirasçılar aleyhine açılan alacak davası sonunda mahkemece, davalı Hazine yönünden tapu maliklerinden Rüküş Nebahat ...'nun veraset ilamının verildiği 6.10.1998 tarihi esas alınarak bu tarihten sonra Ekim 1999 tarihine kadar ödenmeyen ve bilirkişi marifetiyle tespit edilen 155.868.875 TL. aidat borcu için dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve %10 gecikme tazminatıyla birlikte 358.498.415 TL. olan alacağın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden de, davacının talebi gibi Kasım 1987 tarihinden itibaren toplam 243.535.214 TL. aidat borcunun bu davalılardan bilirkişi raporunda belirtilen oranlarda alınıp davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulmuştur.
1- Türk Medeni Kanunu'nun mirasa ilişkin hükümleri çerçevesinde tapu maliklerinden Rüküş'ün 25.10.1987 tarihinde ölümüyle mirası hak ve yükümlülükleriyle birlikte mirasçı Hazine'ye intikal etmiş olacağından, davalı Hazine'ye isabet eden aidat borcunun, Rüküş'ün ölüm tarihi esas alınarak hesaplanıp buna göre hüküm kurulması gerekirken, veraset belgesinin alındığı tarih itibariyle hesaplama yapılmış olması,
2- Mahkeme kararının gerekçesinde kesinleşmiş işletme projesi bulunmaması nedeniyle gecikme tazminatı verilmesine gerek bulunmadığı belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında 155.868.875 TL. asıl alacaktan ayrı olarak bilirkişi raporunda hesaplanan gecikme tazminatı da dikkate alınmak suretiyle toplam 358.498.415 TL. Hükmolunmak suretiyle karar içerisinde çelişki yaratılmış bulunması,
3- Diğer davalılar yönünden her birisinin ödemesi gereken miktar HUMK. nun 388 ve 389. maddesi hükümleri uyarınca ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde bilirkişi raporuna yollama yapılarak, hükmolunan toplam miktarın raporda belirtilen oranlarda bu davalılardan tahsiline karar verilmiş olması,
4- Dosya münderecatına göre, işletme projesi ve kat malikleri kurulu kararları kendilerine tebliğ edilmediği anlaşılan davalıların, dava dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre aylık %10 hesabıyla gecikme tazminatından sorumlu tutulmaları gerekirken, gecikme tazminatının Hazine yönünden veraset ilamının alındığı tarihten itibaren hesaplanması, diğer davalılar yönünden de gecikme tazminatına hükmedilmemiş bulunması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 08.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy