(1086 S. K. m. 43) (7201 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 7) (634 S. K. m. 33, Ek m. 1)
Dava: Dava dilekçesinde 564.129.000 TL. alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı Mustafa Ercan tarafından temyiz edilmiş, mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu karar da davalı Mustafa Ercan tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararının davalı Mustafa Ercan'a tebliğini gösteren mazbatada, muhatabın adresinde bulunmamasından dolayı evrakın muhtara tevdi edilip komşusunun haberdar edildiği ve kapısına örneğine uygun ihbarnamenin yapıştırıldığı yazılmış ise de, Tebligat Kanunun 21 ve tüzüğün 28. maddesi hükümleri uyarınca adı geçenin adreste bulunmama sebebi araştırılmadığı gibi Yargıtay uygulamaları çerçevesinde komşunun imzası da alınmamış olduğundan tebligat geçersizdir.
Bu duruma göre, geçersiz tebligata dayanılarak verilen temyiz isteminin süreden reddine dair mahkeme kararı yerinde görülmediğinden kaldırılmasına karar verilip davalının temyiz talebi çerçevesinde işin esasının incelenmesine geçildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Kat Mülkiyeti Kanununa göre uyuşmazlıkların çözülebilmesi için uyuşmazlık konusu yapı veya yapıların aynı parsel üzerinde olması ve üzerlerinde kat mülkiyeti kurulu bulunması gerekir. Dosyada, uyuşmazlığa konu gayrimenkul üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakının bulunup bulunmadığını ve dava site adına açılmış bulunduğuna göre sitenin aynı parsel üzerinde kurulu yapı veya yapılardan oluşup oluşmadığını gösteren tapu kaydı bulunmamaktadır.
Yine Kat Mülkiyeti Yasasının 33 ve ek 1. maddesi hükümlerine göre Kat Mülkiyeti Yasasının uygulanmasından kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklarla ilgili davaların sulh mahkemesinde görülmesi gereklidir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, yasanın göreve ilişkin bu emredici hükmü kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan, bu tür davalarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7 nci maddesinin son fıkrası tatbik edilmemektedir.
Mahkemece yukarda yapılan açıklamalar çerçevesinde davacının yöneticiliğini yaptığı Askent sitesinin üzerindeki bütün yapı ve bağımsız bölümlerin her birinin tapu kayıtlarının getirtilip, kat irtifakı veya kat mülkiyetine geçilmiş ve de sitenin tek parsel üzerinde kurulu olduğunun saptanması halinde uyuşmazlık konusu alacak miktarına bakılmaksızın uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerektiğinden mahkemenin görevsizliğine karar verilmelidir.
Öte yandan, dava dilekçesi de davalı Mustafa Ercan'a yukarda açıklanan Tebligat Kanununun 21 ve tüzüğün 28. maddesi hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmemiş bulunduğundan adı geçenin savunmasını yapmasının temini bakımından dava dilekçesinin kendisine tebliği ile usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip tahkikat ikmal edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalı Mustafa'nın yokluğunda davanın yürütülüp hüküm kurulması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy