(1086 S. K. m. 75, 388, 389)
Dava: Dava dilekçesinde mimari projede dükkan olan ve mesken olarak kullanılan yerlerin eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı S. S. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, üzerinde kat mülkiyeti kurulu bulunan ve tapuda dükkan niteliğinde kayıtlı olan davalılara ait bağımsız bölümlerin mesken haline getirtilerek bu nitelikte kullanılmasından dolayı sitedeki işyerlerinin fiilen azaldığı, bu yüzden dükkanının değer kaybettiği açıklanarak bu yerlerin yeniden dükkan niteliğine dönüştürülüp kullanılmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Geri çevirme kararları üzerine getirtilen tapu kayıtlarına göre davalılardan L. E.'in 1769 parsel B blok üzerinde dört ve sekiz nolu iki adet dükkanının, davalı S. S.'in 1767 parsel üzerinde bir ve yedi nolu iki adet dükkanının mevcut olduğu, mahkeme kararında mesken iken dükkana dönüştürülmesine karar verilen D bloktaki bir, A bloktaki iki adet dükkanının ise davalılara ait olmadığı ve A blokta mahkeme kararının aksine bir adet dükkanın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan dava dilekçesinde de dükkan iken mesken olarak kullanılan ve projeye aykırılıkları bulunan bağımsız bölümlerin hangileri olduğu, projeye aykırı işlerin de neler olduğu açıkça gösterilmemiştir.
Mahkemece, davacının istediği hususlar açıklattırılmadan ve bu açıklama çerçevesinde davaya konu teşkil eden bağımsız bölümlerin her birisinde mahallinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmadan, dava öncesi yapılan tesbit raporuna dayanılarak davalılara ait olmayan bağımsız bölümleri de kapsayacak şekilde ve açıkça betti edilmeyen, mesken olarak kullanılan A, B ve D bloktaki toplam dört adet bağımsız bölümün dükkan haline dönüştürülmesi yolunda karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 75. maddesine göre dava dilekçesinin yeterli açıklıkta bulunmaması halinde hakimin bu hususları açıklattırması, davanın vuzuha kavuşması bakımından gereklidir.
Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerinde, mahkemece verilen kararlarda taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Hal böyle iken, dava açıklığa kavuşturulmadan ve infazda şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde ve de eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy