(2942 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de gereği yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
1- Bozma ilamının (1) numaralı bendinde bilirkişi raporlarında emsal alınan taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin değerlendirme tarihine ulaştırılması sırasında uygulanan endeks rakamları getirtilip raporların denetlenmesi gereğine değinilmiş iken mahkemece, bilirkişilerin uyguladığı 1938 yılını baz alan Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarının getirtilip dosyaya konulması ile yetinilmiştir.
Oysa Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, emsal taşınmazın satış tarihindeki fiyatının değerlendirme tarihine taşınarak uyarlanmasında yanılgı ve sapma olasılığının en aza indirgenmesi bakımından emsal alınan satış tarihine yakın olan yılı (100) baz alan toptan satış fiyatları endeks rakamlarının uygulanması gerekmektedir.
Bu bakımdan, bilirkişi raporlarının bu yönden denetlenip, Devlet İstatistik Enstitüsünün yayınladığı 1994 R100 endeks rakamlarının dosyaya getirtilip bilirkişi kurullarından emsal alınan satış değerlerini bu rakamları esas alarak değerlendirme tarihine taşıyan ve buna göre karşılaştırma yapıp bedel belirleyen ek raporlar alınması gerektiğinin düşünülmemiş olması,
2- Yine bozma ilamının (2) numaralı bendinde, taşınmazın, 2. derecede doğal sit alanında kalmasının değerinde yaratacağı kaçınılmaz değer kaybının nazara alınması gereği kesin olarak bozma nedeni yapılmış olduğu halde, birinci bilirkişi kurulu ek raporunda, mal sahibinin tasarrufundan veya taşınmazın doğal yapısından kaynaklanmayan bu hususun değer düşüklüğü yaratmayacağı gerekçesi ile bozma ilamına karşı direnilmiş, ikinci bilirkişi ek raporunda ise asıl raporda bu hususun gözetildiği ileri sürülerek, taşınmazın değerini etkileyen bu olumsuz unsur nedeniyle bir indirim yapılmamış, mahkemece de bu raporlar doğrultusunda bozma öncesindeki gibi hüküm kurulmuştur. İkinci bilirkişi kurulunun asıl raporunda, taşınmazın bulunduğu bölgede sıcak su kaynakları bulunmasının, üzerindeki yapılaşmada kısıtlılık etkisi yapacağından değerini olumsuz yönde etkilediği belirtilmiş ise de, ikinci derecede doğal sit alanı içinde olması raporda irdelenmek suretiyle taşınmazın değerinden bu nedenle bir indirime gidilmemiştir.
Direnme hakkı yasalarımıza göre mahkemeye verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bozma gereğini bilirkişiler yerine getirmek zorundadırlar. Hakim de uyduğu bozma ilamının gereğinin yapılıp yapılmadığını denetlemek ve kendisinin uyduğu hususlara aykırı değerlendirme yapılması halinde bilirkişi kurullarından bozma esaslarına uygun rapor düzenlemelerini istemekle görevlidir.
Yasaya uygun olmayan ve Hakimin uyduğu bozma kararına ters düşen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilemez. Bilirkişilerin bozma ilamının gereklerini, yasal zorunluluğa rağmen yerine getirmeyerek eski görüşlerinde direnmeleri halinde mahkemece yasa hükümlerine uygun nitelikte ve yetenekte yeni bilirkişi kurulu oluşturulmalı ve bozma ilamı kendilerine anlatılarak yapacakları iş açıklanmalı ve bunların bozma ilamına uygun olarak verecekleri rapora göre karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, taşınmazın 2. derecede doğal sit alanı içinde kalması nedeniyle değerinde yaratacağı kaçınılmaz değer kaybını nazara almayıp eski görüşlerinde ısrar eden bilirkişi kurullarının ek raporlarına göre hüküm kurulmuş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıdaki 1 ve 2 numaralı bentlerde, işaret edilen hususlarda bilirkişi kurullarından yeniden ek rapor alındıktan sonra bunların bozma gereklerine uygunluğu da denetlenip hasıl olacak duruma göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy