(4721 S. K. m. 684) (743 S. K. m. 619)
Dava: Dava dilekçesinde taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece ortaklığın satış yolu ile giderilmesi cihetine gidilmiş ve hüküm davalılardan Ali, Enise, Halit ve Zuhal dışındaki davalılar tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılardan Melek, Dilek ve Kerem tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçeleri ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalılar Vekili geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz mal ortaklığının aynen taksim olmadığı takdirde satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere ve bilirkişi raporuna göre, taşınmaz üzerinde bir bodrum, bir zemin, 6 normal kat ve çatıda çekme kat olan bir yapı mevcut olup paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibariyle paydaşlardan her birisine en az bir bağımsız bölüm özgülenmesi mümkün olmadığı gibi yapının beşinci ve altıncı katları ile çatı katı irtifa dışı ve imara aykırı olarak inşa edilmiş olup oturma izni alınması olası değildir. Bu durumda taşınmaz üzerindeki yapı, Kat Mülkiyeti Yasasının 10.maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre kat mülkiyeti kurulmasına elverişli nitelikte bulunmadığından mahkemece aynen taksimin mümkün olmadığı sonucuna varılarak satış yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak;
Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vs. gibi muhtesat Medeni Kanunun 619. ( 4721 Sayılı Yasanın 684. ) maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçaları sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değeri belirlenir, bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanır, bulunan tüm değer muhdesat bedeline ve arzın kıymetine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata ne kadarının arza isabet ettiği belirlenir. Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza isabet eden kısmın da payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekir.
Somut olayda paydaşların bazılarının yapının bağımsız bölümlerindeki eksiklikleri tamamlayıp fiilen oturmakta oldukları dosya kapsamından, özellikle davalılar vekilinin Yargıtay'daki duruşma sırasındaki açıklamalarından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yerinde yeniden bilirkişiye inceleme yaptırtılıp hangi bağımsız bölümde hangi paydaşın oturduğunun ve oturan paydaşların her birisinin işgal ettiği bağımsız bölümde zorunlu ve faydalı olarak bizzat yaptırdıkları ilave işlerin gerektirdiği masrafların neler olduğunun ve miktarlarının tespit ettirilip yukarıda açıklanan esasların dikkate alınması suretiyle bu katkılarından dolayı ilaveleri yapan paydaşlara öncelikle verilmesi gereken bedel oranının saptanması ve kalanın tapudaki payları oranında dağıtılması gerekirken bu husus dikkate alınmadan taşınmazın üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonunda elde edilecek bedelin tamamının tapudaki payları oranında dağıtımına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 10.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy