(1086 S. K. m. 433, 434) (634 S. K. m. 19, 24)
Dava: Dava dilekçesinde müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince tebyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1- Davalılar vekili kararın kendisine tebliğden başlayarak süresi içerisinde temyiz yoluna başvurmamış, davacı taraf in temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzerine HUMK. 433. maddesinin 2. fıkrası gereğince 1.7.2002 günü verdiği cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteminde bulunmuş ise de, Dairenin geri çevirme kararından sonra dosyaya konulan 10.10.2002 tarihli tutanak içeriğinden söz konusu dilekçenin temyiz defterine kaydının yapılmadığı gibi harcının da yatırılmadığı anlaşılmaktadır. HUMK. 434/ maddesi ile Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliğinin 18. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harca tabi olan davalarda, harcın yatırılıp dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte temyiz yapılmış sayılır.
Davalı tarafın katılma yoluyla temyiz dilekçesi vermiş olmasına karşın temyiz harcını yasal süresi içerisinde yatırmadığı ve dilekçesinin de temyiz defterine kaydedilmediği saptanmakla temyiz isteminin süre yönünden reddine,
2- Davacı tarafın temyizine gelince;
Davacı dava dilekçesinde, davalıların paydaş oldukları 4 nolu bağımsız bölümü fırına dönüştürdüklerini, bu bağımsız bölümün giriş kapısını duvarla kapatarak balkonundan dışarıya giriş kapısı açtıklarını ve bu bölümün iç duvarlarını yıkıp ortadan kaldırmak suretiyle ana yapının dayanıklılığını azalttıklarını, ayrıca sitenin ortak yerlerinden olan bahçe duvarının bir bölümünü yıkarak ortak yere müdahalede bulunduklarını ileri sürerek davalıların müdahalesinin önlenmesine ve bağımsız bölümün eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, davaya konu 4 nolu bağımsız bölümdeki değişikliklerin ana yapıdaki 28 kat malikinin yazılı izni ile gerçekleştirildiğini ve buna göre yapı tadilat ruhsatı alınarak işyerine dönüştürüldüğünü, bu bağımsız bölümün fırın olarak kullanılmadığını kat maliklerinin muvafakatları ile bu bölümün işyerine dönüştürülmesinin sonucu olarak apartmandan giriş kapısının kapatılıp ön bahçeye kapı açıldığını, bahçe duvarının kaldırılıp bir bölümüne kapı yapılması hususlarının ise Bornova Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2000/1736 Esas sayılı davasına konu olduğunu ve bu dava için bekletici mesele sayılması gerektiğini öne sürerek haksız ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora dayanılarak ana taşınmazın sınır kenarlarında mevcut duvarlardan özelikle batı yönündeki bölümün yıkılmış ve sonradan kısmen dekoratif tuğla ile ıslah edilmiş olması nedeniyle davalılar tarafından yapılan bu konudaki değişiklik ve müdahalenin mimari projeye ve tadilat projesine uygun olarak eski hale getirilmesine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki belge ve bilgiler incelendiğinde; Kat Mülkiyeti kurulmuş bulunan ana taşınmazın, (A) ve (B1-B2-B3-B4) bloklarından oluştuğu, davalıların 28 bağımsız bölümlü (A) Blokta -tapuda mesken olarak gösterilen- 4 nolu bağımsız bölümün paydaşı oldukları salt (A) Blok bağımsız bölüm maliklerinin verdikleri muvafakatin zemin kat 4 nolu dairenin dükkana çevrilmesini içerdiği ve ana taşınmazdaki diğer blok maliklerinin bu konunda herhangi bir muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kat Mülkiyeti Yasasının 24. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümde işyeri açılabilmesi ancak ana taşınmazdaki tüm kat maliklerinden oluşan kurulun oybirliğiyle karar vermesiyle olanaklıdır. Dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün dükkana (işyerine) çevrilmesine tüm kat malikleri değil, salt (A) Bloktaki kat malikleri muvafakat etmiş olup, oybirliği sağlanmadığı gibi anılan madde hükmünde öngörüldüğü biçimde kat malikleri kurulunca alınmış bir karar da yoktur.
Öte yandan Yasanın 19. maddesinin 2. fıkrasında kat maliklerinin kendi bağımsız bölümlerinde onarım tesis ve değişiklik yapabilmesi için diğer kat maliklerinin rızasına gerek yoksa da yapılan değişiklilerin ana yapıya zarar verecek nitelikte olmaması gerekir. Dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün iç duvarlarının kaldırılmasının ana yapıya zarar verecek nitelikte olup olmadığı, ara duvarların kaldırılmasıyla oluşturulan boşluk alanın ana yapının statiğini olumsuz yönde etkileyip etkilemediği ve olası bir depreme dayanıklılığını azaltıp azaltmadığı konusunda bilirkişi tarafından herhangi bir inceleme yapılıp raporda açıklanmamıştır.
Ayrıca 4 nolu bağımsız bölümün mimari projesinde var olan iç giriş kapısının kapatılıp dışarıya (bahçeye) açılan kapı ortak yere el atma niteliğindedir. Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesi hükmüne göre ortak yerde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yapılması için ana taşınmazdaki tüm kat maliklerinin rızası zorunludur. Projeye aykırı olarak ortak yere söz konusu kapının açılması için kat maliklerinin rızası alınmamıştır. (A) Bloktaki kat maliklerinin verdikleri muvafakat böyle bir kapının yapılması iznini içermemektedir. Kaldı ki diğer bloklardaki kat maliklerinin herhangi bir rıza ve muvafakatları da söz konusu değildir.
Davalı taraf davaya yanıt dilekçesinde; sitenin ortak yerlerinden olan bahçe duvarının kaldırılması ve bahçeye haksız el atma nedeniyle daha önce Bornova Sulh Hukuk Mahkemesine 2000/1736 esas sayılı davanın açılmış olduğunu bildirmiş, Mahkemece de anılan dosyanın getirtilip incelendikten sonra bu dava dosyasıyla birleştirilmesinin düşünülmesine 23.3.2001 günlü oturumda karar verilmiş bulunmasına karşın izleyen oturumlarda birleştirme konusunda bir karar verilmediği gibi görülmekte olan bu dava ile aynı konuda olup olmadığı ve bu davanın sonucunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği hususlarında herhangi bir araştırma ve inceleme de yapılmamıştır. Bu bağlamda bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ana taşınmazın sınırlarında mevcut duvarlardan özellikle batı yönündeki bölümün yıkılmış ve sonradan kısmen dekoratif tuğla ile ıslah edilmiş olduğu, tüm bu imalatların -çevre duvarlarının- mimari projede yer almadığı belirtilmiş iken, mahkemece dava konusu duvarın eski hale getirilmesi yerine projede yer almadığı gözetilmeden infazda zorluk yaratacak biçimde projeye uygun hale getirtilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan esaslar ve saptanan eksiklikler göz önünde tutularak bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca g0re karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy