(634 S. K. m. 19, 23) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Dava dilekçesinde projeye aykırı değişikliklerin eski hale getirilmesi ve tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davalının bağımsız bölümünün salon duvarının kaldırılıp balkonla arasına boydan boya sürgülü kapı yapıldığı, arka cephe oda penceresinin sökülüp genişletilerek yenisinin yapıldığı, bu cephedeki dikey yağmur borusunun sökülüp atıldığı ve ayrıca banyosundaki arızadan dolayı sızan suların davacının bağımsız bölümünde tahribata bağlı zarara neden olduğu ileri sürülerek, projeye aykırı imalatların eski hale getirilmesi, yağmur dikey borusunun keza yeniden yerine takılması ile bağımsız bölümünde oluşan hasarın giderilmesi için 500.000.000 TL. maddi ve ayrıca 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Davalı savunmasında, davacı bağımsız bölümüne sızan suların kendi bağımsız bölümünden kaynaklanmadığını, apartmanın ortak pis su gider borularındaki arızalardan sızıntı olduğunu bunların ve yağmur suyu borularının bakım ve onarıma ihtiyacı olduğunu, bağımsız bölümünde yaptığı değişikliklerin estetiği bozmadığını ve kat maliklerinin rızasıyla yaptığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerinde yaptırtılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davalının bağımsız bölümünün salon penceresi önündeki parapet duvarının kaldırılarak boydan boya yere kadar olan camekanlı alüminyum sürgülü doğrama imalatı yapıldığı, arka cephe penceresinin genişletilip yeniden pencere yapıldığı ve genişleyen bölüme rastlayan duvardaki dikey yağmur borusunun yerinin değiştirildiği ve davalı banyo ve tuvaletinin düşük döşemesi içinden geçen tesisat borularındaki çürüme veya delinme nedeniyle sızan suların davacı dairesinde rutubetlenmeye ve hasara neden olduğu, banyodaki arızaların tamamen onarılması nedeniyle halen sızıntının bulunmadığı ancak kullanılmayan tuvaletin kullanılması halinde bu yerden de sızıntının davacı dairesine zarar vermesinin kesin olduğu için WC'nin de aynı şekilde onarılması gerektiği belirtilmiş ve salon balkonundan geçen dikey yağmur borusunun da değiştirilmesi gerektiği vurgulandıktan sonra yapılacak tüm işler için gerekli giderler ayrı ayrı gösterilmiş ve davacı dairesindeki hasarın giderilmesinin de 130.000.000 TL masraf gerektirdiği bildirilmiştir.
Mahkemece bilirkişinin bu saptaması esas alınarak davalıya ait 8 nolu bağımsız bölümün salon penceresinde ve arka cephede ( pencerede ) projeye aykırı olarak yapılan imalatların ve arka cephedeki düşey pimaş borusunun kaldırılarak projeye uygun eski hale getirilmesine, WC mahallinde düşük döşemenin açılarak tesisat bağlantılarının elden geçirilmesine ve bu işler için kararın kesinleşmesinden itibaren davalıya 20 gün süre verilmesine, aksi takdirde bilirkişi raporunda belirlenen toplam 445.000.000 TL. giderin davalıdan alınarak davacı tarafından yine 20 günlük süre içerisinde yerine getirilmesine, davalı dairesinden kaynaklanan 130.000.000 TL maddi davacı zararının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının fazla taleplerinin ve manevi tazminat isteminin reddine, davalının banyo bölümünde gerekli onarım ve tamiratın daha önce yapılmış olması dolayısıyla buna ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak,
1-HUMK'nun 388.maddesinin son fıkrasında mahkeme kararlarının hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu öngörülmüş olup bu hüküm yasaya, infazda duraksamaya meydan verilmemesi amacıyla konulmuştur.
Somut olayda davalı bağımsız bölümünde yapılan projeye aykırı imalatların eski hale getirilmesine denilmekle yetinilmiş, bunların onaylı mimari projedeki yeri, biçimi ve boyutları da gösterilmek suretiyle açıkça belirtilmemiş ve ölçekli bir krokiye bağlanmamış olduğundan infazda güçlük çıkaracaktır. Bu bakımdan bu hususta bilirkişiden ek rapor ve kroki istenip buna uygun şekilde hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Yukarıda belirtildiği üzere dava dilekçesinde davalı bağımsız bölümünün WC bölümünden sızıntı bulunduğu ve bunun giderilmesi hususunda bir istek yer almadığı halde, HUMK'nun 74.maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle davalı bağımsız bölümünde onarım yapılması yönünde hüküm kurulması,
3- Yargıtay uygulamalarında, ortak yerlerde yapılan tesis ve değişikliklerin davalı tarafından yerine getirilmemesi durumunda masrafı ödenmek kaydı ile bunların davacı tarafından yerine getirilmesine karar verilmesi kabul edilmekte ise de bağımsız bölümlerde ve bağlantılı kısımlarında işlem yapılmasını gerektiren durumlarda -23.madde hükmünün gerektirdiği haller dışında- mülkiyet hakkının saygınlığı gözetilerek talep etmiş olsa dahi davacının bu yolda yetkilendirilmesi uygun görülmemektedir.
Bu durumda somut olayda davalıya ait 8 nolu bağımsız bölümde onaylı projesine aykırı olarak yapılan değişikliklerin eski hale getirilmesine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken davalıya ait bağımsız bölümde, bedelinin davalıdan alınması suretiyle değişikliğin doğrudan davacı tarafından yerine getirilmesini sağlayacak şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 26.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy