(4721 S. K. m. 823)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf evladı olduklarının tespiti ve muarazanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dilekçesinde, müvekkillerinin davalı İdare adına kayıtlı bulunan taşınmazda uzun zamandan beri oturduklarını, davalının malik sıfatıyla müvekkilleri aleyhine B Asliye 1. Hukuk Mahkemesine 1996/450 esas sayı ile men'i müdahale , kal ve ecrimisil davası açtığını, davaya konu taşınmazın murisleri Şeyh Abdulkadir tarafından kurulan vakfa ait olduğunu ve vakfiyesinde mirasçılarının istifadesini şart koştuğunu, davalının bu şarta uymaksızın dava açtığını ileri sürerek vakfedenin mirasçısı olduklarının tespiti ile davalının bu sebeple çıkardığı muarazanın önlenmesini istemiş; davalı vekili ise davacıların açtıkları sükna hakkına sahip vakıf evladı olduklarının tespitini istediklerini bu sebeple vakfiyede taşınmazın sükna hakkının vakıf evlatlarına bırakılmış olduğunun ispatlanması gerektiğini iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların vakfeden ile irs ilişkisinin ve buna dayanarak taşınmazda oturma hakkının bulunup bulunmadığının tespitinin B Asliye 1. Hukuk Mahkemesinde açılan davada halli gereken bir husus olduğu ayrı bir dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa; gerek dava gerekse davalının cevap dilekçesinden, açılan davanın sükna hakkının tespitine ilişkin olduğu ve B Asliye l.Hukuk Mahkemesinde açılan men'i müdahale kal ve ecrimisil davasında bu dava sonucunun beklenmesine karar verildiği anlaşıldığına göre, mahkemece taraflarca ileri sürülen iddialar ve toplanan deliller çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy