(634 S. K. m. 20, 28, 34, Ek m. 3)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ana taşınmazın üzerindeki A. İş merkezi adlı bloğa ait ortak giderleri ödemeyen kat maliki davalı hakkında davacı yönetici tarafından yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili savunmasında icra takibinde bulunan ve davayı açan yöneticinin bütün bloklardaki kat maliklerinin yöntemince seçtiği birisi olmadığını ve bu yüzden aktif husumet ehliyeti bulunmayan davacının açtığı bu davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüş, ayrıca kiracı ile aralarındaki kira sözleşmesine göre ortak giderlerden kiracının sorumlu olması nedeniyle müvekkili hakkında takip yapılıp dava açılmasının yerinde olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, ana taşınmazdaki her blok için ayrı ayrı kat malikleri kurulunun oluşturulması Kat Mülkiyeti Yasasına aykırı olup tüm maliklerin katılımı ile oluşan bir kurul olmadığından davacı yöneticinin aktif husumet ehliyetinin yokluğu sonucuna varılıp davanın reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 13 Nisan 1983 tarih ve 2814 Sayılı yasa ile eklenen Ek 3. maddesinin c bendinde blok yapılarda, bunlardan yalnız birisine ilişkin sorunların çözümlenmesinde kat malikleri kurulunun o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşacağı öngörülmüş olup, aynı maddenin b bendinde ise blok yapılardan her birine ilişkin ortak giderlerin o yapıdaki kat malikleri tarafından Yasanın 20. maddesindeki kurala göre karşılanacağı hükme bağlanmıştır.
Yönetim planı, ana taşınmazın yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini, yönetici ve denetçilerin alacakları, ücreti ve yönetime ilişkin diğer hususları düzenleyen ve bütün kat malikleri ile onların cüz'ü ve külli haleflerini, yönetici ve denetçileri bağlayan bir sözleşme hükmünde olduğu da aynı Yasanın 28. maddesi hükmü gereğidir. Anılan yasanın yönetici atanmasını düzenleyen 34. maddesinde, taşınmaz üzerindeki yapıların bir veya birden fazla olması yönünden bir ayırım yapılmaksızın ana taşınmazın yönetiminin kat maliklerinin kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilecekleri öngörülmek sureti ile kural olarak ana taşınmazın bir tek yönetiminin olacağı gösterilmiş ise de, Yasanın yukarıda söz edilen 28. maddesi hükmü uyarınca yönetim tarzını düzenleyen yönetim planında ana gayrimenkul üzerinde bulunan blokların kat maliklerinin merkezi yönetimden ayrı olarak kendi yönetimlerini oluşturmalarına olanak tanınmasını yasaklayan bir yasa kuralı da bulunmamaktadır. Aynı parsel üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması sırasında düzenlenen yönetim planında blok yapıların ve bağımsız bölümlerin çok sayıda olması dikkate alınarak yönetimde kolaylık sağlanması bakımından bloklar için ayrı yönetici öngörülmesi işin gereğine de uygun düşecektir. Öte yandan, davacı yönetici ana taşınmazda aynı zamanda kat maliki olup, bu sıfatı dahi Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmü çerçevesinde icra takibi ve davada aktif husumet ehliyetinin varlığının kabulü yönünden yeterlidir.
Bu bakımdan mahkemece, Kat Mülkiyeti Yasasının Ek 3. maddesinin yukarıda açıklanan hükümleri gözardı edilip, davaya konu bağımsız bölümlerin bulunduğu bloktaki kat malikleri kurulunun seçip atadığı yönetici tarafından o bloğa ilişkin ortak gider alacağına yönelik icra takibinde bulunmaya ve bu konuda dava açmaya aktif husumet ehliyetinin olmadığı sonucuna varılıp, bu nedenle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle işin esasına girilerek kanıtların toplanıp gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy