(2942 S. K. m. 11, 13, 15) (3194 S. K. m. 18)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yapılmış ise de, yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.
Şöyle ki;
1- Kamulaştırma Yasası'nın 15. maddesinin onüçüncü fıkrası hükmüne göre bilirkişi kurullarınca taşınmaza değer biçilmesinde, kamulaştırma kararının tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde idarece 13. madde gereğince tebligat yaptırılmamış ise, kamulaştırma kararının hak sahibine tebliğ olunduğu, tebligat yapılmadan dava açılmış ise, davanın açıldığı gün esas tutulur.
Kamulaştırma kararı 14.6.1990 tarihinde tamamlanmış ve idarece mal sahibine tebligat 29.1.2000 günü yapılmıştır. Yukarıda değinilen madde hükmü uyarınca değerlendirmede tebligat tarihinin esas alınması gerekirken, idari yargıda açılan kamulaştırmanın iptali davasının reddine ilişkin kararın kesinleştiği 26.6.2001 tarihi itibariyle taşınmaza değer belirleyen bilirkişi kurulu raporlarına dayanılarak bedel artırımına hükmedilmesi,
2- Her iki bilirkişi raporunda da somut emsal olarak alınan 11 ve 9 numaralı parseller İzmir'in en seçkin yerlerinden olan Üçkuyular semtinde olup, şehir merkezine çok yakın mesafede olan 8 kata müsaadeli taşınmazlardır. Dava konusu taşınmaz ise Konak-2 Karantina Mahallesinde olup; farklı istikamette yer alan emsal taşınmazlara çok uzak mesafededir.
Ayrıca, dava konusu edilen ve emsal alınan taşınmazların belediyece belirlenen asgari arsa m2 değerleri dosyaya getirtilmemiş olup, bu yönden de bir karşılaştırma yapılmamıştır.
2942 Sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendi de vergi beyanını kıymet takdirinde dikkate alınacak esaslar arasında saymıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri, genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus, dava konusu taşınmaz için olduğu kadar, emsal için de geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir.
Belediyelerin emlak vergisine esas alınacak değerleri belirlerken, gerekli özeni göstermediklerinin ileri sürülmesi olanağı bulunmadığına göre ve somut emsal alınan 11 parselin ve 9 parselin dava konusu yere göre uygun emsal olamayacağı da bu sebeple anlaşıldığına göre yeniden dava konusu taşınmaza yakın ve benzer nitelikteki taşınmazlara ait ve değerlendirme tarihine daha yakın tarihlerde yapılan satışlar araştırılarak buna göre uygun emsaller bulunup emsallerin ve dava konusu taşınmazın belediyelerce belirlenen asgari arsa m2 değerleri de getirtilerek yeniden dava konusu taşınmazla karşılaştırması yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 29.1.2000, emsal taşınmazların ise değerlendirmeye esas alınan satış tarihleri itibarıyla imar parselleri (İmar Kanunu'nun 18/2 maddesine göre düzenlemeye tabi tutulmak veya kamu hizmetine tahsis edilmek üzere terk suretiyle) olup olmadığının Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevaplarına göre dava konusu taşınmazın kadastro parseli, emsal taşınmazların ise imar parseli olduğu anlaşıldığı takdirde, dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıdaki hususlarda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı raporların bozmaya uygunluğu denetlenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy