(634 S. K. m. 20, 22)
Dava: Dava dilekçesinde 1.866.299.492 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; yöneticisi olduğu anataşınmaza ait ortak gider ve avans borcundan dolayı 1.866.299.492 TL alacağın gecikme tazminatı ve faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalının kat maliki olmadığı, oturduğu ve davaya konu olan bağımsız bölümün tapuda eşi adına kayıtlı bulunduğu, bu davanın da kat maliki olan eşine karşı açılmadığı,bu durum karşısında davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 22. maddesi, kat malikinin 20.madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından,bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma ( sükna ) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı şekilde faydalananların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını öngörmektedir. Yasanın bu açık hükmünden de anlaşılacağı gibi taşınmazda bizzat malik olmamakla birlikte sürekli olarak bağımsız bölümden yararlananlar da ortak gider ve avans borcundan malikle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Bu kimselerin sorumlu olabilmeleri için malikle birlikte devamlı şekilde o bağımsız bölümde oturmaları yeterlidir. Bunların ayrıca malikin sıhri veya kan hısımları ya da üçüncü şahıslar olup olmamaları önemli değildir. Malikle hiçbir hısımlık bağı bulunmayanların da ister malikle birlikte olsun isterse yalnız başlarına olsun dava konusu bağımsız bölümde devamlı surette oturmaları halinde ortak gider ve aidat borcundan sorumlu tutulmaları gerekir. Borçlar Yasasının 141.maddesi hükmüne göre, eğer bir borç ilişkisinde müşterek ve müteselsil sorumluluk durumu mevcut ise alacaklı, borcun tamamını müşterek ve müteselsil sorumlulardan herhangi birinden istemek ve dolayısıyla borçluyu tercih etmek hakkına sahiptir. Bilindiği üzere müteselsil sorumluluk ya Yasadan ya da sözleşmeden doğar. Buradaki sorumluluk yasadan yani Kat Mülkiyeti Yasasının 22. maddesinden doğmaktadır. Yasasın bu amir hükmünü dar yorumlamak, 22.maddede kat maliki dışında sorumlu olacakları gösterilen kimselerin malikle birlikte oturmaları halinde sorumlu tutmamak yasanın özüne ve sözüne aykırı olduğu gibi müteselsil sorumluluk ilişkisini adi sorumluluk ilişkisine dönüştürür ki bunu kabul edip savunmak mümkün değildir. Yukarıda da açıklandığı gibi müşterek ve müteselsil borç ilişkisinin bulunduğu yerde alacaklı borçlulardan hangisinde ödeme kabiliyeti görürse onu seçip borcun tamamını ondan istemek hakkına sahip olması Borçlar Yasasının temel kurallarından birisidir. Tüm bu hususlar dikkate alınmadan dava konusu bağımsız bölümün tapuda, davalının eşinin üzerine kayıtlı bulunduğundan davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy